Buradasınız: » ANA SAYFA » TÜRKİYE-AB » TÜRKİYE-AB GÜNCEL » 2014 » EKİM

EKİM

AVRUPA KOMİSYONU’NUN 2014 YILI TÜRKİYE İLERLEME RAPORU AÇIKLANDI

Avrupa Komisyonu’nun 2014 yılı Türkiye İlerleme Raporu, 8 Ekim 2014 tarihinde açıklandı. Bu sene 17’ncisi yayımlanan rapor, 2009’dan beri görevini sürdürmekte olan, Avrupa Komisyonu’nun Genişleme ve Komşuluk Politikasından Sorumlu Üyesi Štefan Füle’nin yönetiminde hazırlanan son rapor olma niteliğini taşıyor. Rapor kapsamında; 22’nci faslın açılması, Geri Kabul Anlaşması’nın imzalanması, 62’nci Hükümetin yeni AB Stratejisi’ni açıklaması, çözüm sürecine yönelik adımlar atılması, Demokratikleşme Paketi’nin kabul edilmesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ihlallerinin önlenmesine ilişkin Eylem Planı’nın oluşturulması gibi gelişmeler olumlu adımlar olarak gösteriliyor.

Ayrıca Türkiye’nin, Suriyeli sığınmacılara yönelik sürdürdüğü politikalar da, raporda takdirle karşılanan konular arasında yer alıyor. Öte yandan 2014 Türkiye İlerleme Raporu’nda, ülkemizde demokrasi ve temel haklar konusundaki sorunların altı çiziliyor. Siyasi Kriterler çerçevesinde eleştirilerin yöneltildiği ve müktesebata uyum noktasında eksikliklerin vurgulandığı temel konuların arasında “yargı bağımsızlığı, tarafsızlığı ve etkinliği, güçler ayrılığı, hukuk devleti ilkeleri, siyasi kutuplaşmanın artması, yolsuzlukla mücadele, düşünce ve ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, toplanma ve gösteri özgürlüğü” yer alıyor. Bu bağlamda, sosyal medyayı kısıtlamaya yönelik girişimler ve yeni İnternet Yasası da rapor dâhilinde eleştirilerin yöneltildiği konu başlıkları arasında yerini alıyor.

2014 Yılı İlerleme Raporu’nun yayımlanmasının ardından, Avrupa Komisyonu’nun Genişleme ve Komşuluk Politikasından Sorumlu Üyesi Štefan Füle yaptığı açıklamada, Türkiye’nin Avrupa standartlarına uyum sürecinin somut sonuçlar verdiğini ifade etti. Füle, özellikle Kürt meselesinin çözümü yönünde olumlu adımlar atılması ve Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkının sağlanması konularında ulaşılan somut sonuçları takdirle karşıladığını belirtti. Bölgesel politika ve dış politika ile enerji güvenliği konularında işbirliğinin artırılması gerektiğini vurguyan Füle, ifade özgürlüğü, ceza yargılama sistemi ve yargı bağımsızlığı alanlarında daha fazla adım atılması gerektiğini belirtti.

Raporla ilgili bir basın toplantısı düzenleyen AB Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır ise görevi devralmasıyla başlayan 1 aylık süreçte, ilerlemelerin raporda objektif şekilde yer alması için yoğun bir şekilde çalışıldığını ve İlerleme Raporu için gerekli tüm belgelerin Komisyon’a düzenli şekilde sunulduğunu belirterek sözlerine başladı.  Bakan Bozkır, İlerleme Raporu Türkiye ve AB’nin ortak belgesi olarak okunabilmesi gerektiğine dikkat çekerek,2014 İlerleme Raporu’nun “geçmiş yıllara nazaran daha teknik bir dil kullanılarak ve üsluba dikkat edilerek kaleme alındığı” ifade etti., İlerleme Raporu’nun, “esas itibariyle objektif ve dengeli bir rapor” olduğu vurgulayan Bakan Bozkır, Avrupa Komisyonu’nun, 23’üncü ve 24’üncü fasılların müzakerelere açılması yönündeki desteğini memnuniyetle karşıladığını belirterek, “katılım sürecinin alternatifinin olmadığının” altını çizdi. Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanan 2014 Türkiye İlerleme Raporu’na buradan ulaşılabilir.

GKRY, KIBRIS BARIŞ GÖRÜŞMELERİNDEN ÇEKİLDİ

İki yıllık aranın ardından tekrar başlayan Kıbrıs barış müzakereleri, GKRY’nin görüşmelerden çekilmesi ile sekteye uğradı. 7 Ekim 2014 tarihinde GKRY tarafından alınan müzakerelere katılmama kararının gerekçesi, Türkiye’nin sözde “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenlik haklarını ihlali” olarak açıklandı.

Barış görüşmelerinin akamete uğramasının sorumlusu olarak tarafların birbirlerini suçlamaları nedeniyle, müzakerelerin akıbeti belirsizliğini koruyor. Ada çevresinde sürdürdüğü doğalgaz arama faaliyetlerine Türkiye tarafından müdahale edildiği iddiasıyla barış görüşmelerini askıya alan GRKY’nin bu kararı, Avrupa Komisyonu’nun 2014 yılı Türkiye İlerleme Raporu’nun açıklanmasından bir gün öncesine rastladı. Bu nedenle, İlerleme Raporu’nun Kıbrıs ile ilgili bölümlerinde AB’ye üye tüm ülkelerin, uluslararası hukuk zemininde kendi doğal kaynaklarından istifade etme ve sözleşme yapma hakkı bulunduğu ifadeleri yer aldı.

Rapor’da ayrıca, AB’ye üye tüm ülkelerin egemenlik haklarına saygı duyulması gerektiğinin altı çizilerek, Türkiye’ye AB üyesi ülkeler karşısında, kara sularındaki egemenlik haklarıyla ilgili herhangi bir tehditten kaçınması çağrısında bulunuldu. Hatırlanacağı üzere, Kıbrıs barış müzakereleri Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ve GKRY’nin iki toplumlu federal bir oluşum altında Ada’nın birleşmesini öngören belgeyi kabul etmesiyle, 11 Şubat 2014 tarihinde BM arabuluculuğunda yeniden başlamıştı.

Gelinen aşamada, GKRY Başkanı Nikos Anastasiadis ve KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun 9 Ekim 2014 tarihinde bir araya gelmesi ve müzakerelerde ilerleme sağlanması umuluyordu. Bununla birlikte, doğal kaynakların paylaşımı ve yerlerinden edilmiş insanlar dâhil olmak üzere pek çok konuda iki taraf arasında uzlaşı sağlanamamıştı. Türkiye’nin 2014 yılının sonuna dek GKRY ile aynı bölgede doğalgaz arayacak olmasını  “kışkırtıcı ve saldırgan” olarak nitelendiren Kıbrıs Rum Yönetimi, Türkiye’nin “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Münhasır Ekonomik Bölgesi” içerisinde olduğunu iddia ettiği faaliyetlerinin, “Kıbrıs’ın egemenlik haklarını ve BM’nin Deniz Hukuku’nun ilgili hükümlerini çiğnendiğini” savunuyor.

Buna karşın, KKTC ve garantör ülke olan Türkiye, GKRY’nin Ada’daki iki toplumun ortaklığı ve hakça paylaşımı yerine, Ada kaynaklarının tek sahibi gibi hareket ettiğini iddia ediyor ve Kıbrıs Rum kesiminin “sözde münhasır ekonomik bölgesindeki” hidrokarbon kaynaklarının araştırılmasına yönelik çalışmalarını durdurmasını talep ediyor. Türkiye, 4 Ekim 2014 tarihinde Rum tarafının tek yanlı adımlarının engellenmesi amacıyla, KKTC’nin bu kaynaklar üzerindeki asli haklarını koruması için gerekli olan sismik araştırma faaliyeti ile sondaj platformu temininde her türlü desteği sağlayacağını açıklamıştı.

Konuya ilişkin olarak Türk Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan 8 Ekim 2014 tarihli yazılı açıklamada ise, GKRY’nin doğal kaynaklar üzerinde tek yanlı tasarrufta bulunma girişimlerinin kabul edilemez olduğu vurgulanıyor. Açıklamada ayrıca, Ada’nın ortak sahibi olan iki halkın kurucu iradeleri ve siyasi eşitliği temelinde oluşturulacak yeni ortaklığa Türkiye’nin saygı göstereceği taahhüt ediliyor. Türkiye tarafından yapılan bu açıklamalar karşısında, garantör ülkelerden bir diğeri Yunanistan ise, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Konstantinos Koutras aracılığıyla yaptığı açıklamada, Türkiye’nin “GKRY’nin kıta sahanlığı üzerindeki egemen haklarına saygı duymayan” tavrının, AB üyeliği ve Kıbrıs sorunundaki müzakere sürecinde belirleyici olacağına işaret ediyor. Yunanistan, müzakerelerin Türkiye’nin BM ve AB üyesi olan GKRY'nin eğemenliğine saygı duyması halinde tekrar başlayabileceğinin mesajını veriyor. 

GKRY tarafından alınan Kıbrıs barış görüşmelerine katılmama kararına ilişkin olarak bir açıklama yapan Avrupa Komisyonu’nun Genişleme ve Komşuluk Politikasından Sorumlu Üyesi Štefan Füle, Kıbrıs’ta BM gözetiminde iki toplum lideri arasındaki müzakerelerin sürmesi gerektiğini kaydetti. Füle, Kıbrıs sorununa adil bir çözüm bulunması durumunda, Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecinin yeni bir ivme kazanacağını ve hidrokarbon kaynaklarının kullanımında tüm Kıbrıslıların fayda sağlayacağı şekilde alternatif seçeneklerin gündeme geleceğine işaret etti. Son olarak, AB Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır, Kıbrıs Rum tarafının müzakereleri askıya alma kararının sürdürülebilir olmadığını savundu ve garantör ülkeler, AB ve ABD'nin katkılarıyla GKRY’nin müzakere masasına döneceğini umduğunu söyledi. 

YENİ ABİS AÇIKLANDI

16 Ekim 2014 tarihinde Brüksel’de düzenlediği basın toplantısında AB Bakanı ve Başmüzakereci Büyükelçi Volkan Bozkır, Türkiye’nin yeni AB Stratejisi'ni (ABİS) açıkladı. Türkiye’nin yeni AB Stratejisi’nin üçüncü ayağını oluşturan ve yaklaşık 30 sayfadan oluşan ABİS; temel ilkeler, amaçlar, hedef kitle, kullanılacak iletişim araçları ve yaklaşımlar üzerinde duruyor. Belgede; yurt içi ve yurt dışına yönelik olarak iki ayrı yol izlenmesi öne çıkarılıyor.

Yurt içine yönelik yaklaşımda; “Türk kamuoyunun AB katılım sürecinin kazanımları hakkında bilgilendirilmesini sağlamak, Türkiye’nin AB üyelik sürecine ilişkin desteği, toplumsal sahiplenmeyi artırmak ve Türkiye’nin AB sürecindeki zihinsel dönüşümünü kolaylaştırmak” amaçlanıyor. Stratejinin AB kamuoyuna yönelik yaklaşımında ise hedefler “Türkiye’nin üyeliğinin AB gündeminde daha fazla yer almasını sağlamak, AB kamuoyunun doğru resme bakmasını sağlayarak Türkiye’nin AB üyelik sürecine ilişkin desteği artırmak, “Güçlü Türkiye, Güçlü AB” vurgusuyla Türkiye’nin AB’ye sağlayacağı katkıları öne çıkarmak” şeklinde sıralanıyor.

Bakan Bozkır açıklamasında, Türkiye-AB ilişkilerinde iki tarafın birbirine olan bakış açılarını “hasar almış bir resim” olarak tanımladığını ve Türkiye’nin bir sonraki adımının bu bakış açılarını onarmaya çalışmak olacağını belirtti. Bakan Bozkır, stratejinin iki ayağında da toplumun farklı kesimlerinin beklentilerinin analiz edilip, sonuçlara bakılarak eylemlerin belirleneceğini ve uygulanacağını vurguladı. Aynı şekilde, AB İletişim Stratejisi’ni uygulanma sürecinde AB Bakanlığı’nın, kamu kuruluşları, sivil toplum örgütleri, üniversiteler, iş dünyası, medya ve siyasi aktörler ile birlikte çalışacağı belirtildi.

Avrupa Komisyonu’nun Genişleme ve Komşuluk Politikası’ndan Sorumlu Üyesi Štefan Füle’nin, AB Bakanı ve Başmüzakereci Büyükelçi Volkan Bozkır ile Brüksel’de biraraya geldiği görüşmede, Füle, Bakan Bozkır’ın AB müzakere sürecini büyük bir kararlılıkla devam ettirme tutumunu memnuniyetle karşıladığını belirtti. AB’ye katılım müzakerelerinde Kıbrıs sorununa yönelik olarak, her iki tarafın menfaatine yönelik adımların atılması için, tüm paydaşların sürece katkı sağlamasını önemsediğini belirten Füle, aynı şekilde Gümrük Birliği’nin etkinliği ve vize serbestisi konularında daha fazla işbirliğinin temini ile, sürece yönelik her iki tarafa fayda sağlanacağı inancını paylaştı. AB Bakanı ve Başmüzakereci Büyükelçi Volkan Bozkır aynı gün AP Dış İlişkiler Komitesi Toplantısı’na katılarak bir konuşma gerçekleştirdi.

Toplantıda, Türkiye’nin IŞİD konusundaki tutumu ele alındı ve bu konuda Bakan Bozkır, Türkiye’nin Suriye’de uçuşa yasak bölge ilan edilmesi ve güvenli bölge oluşturulması önerisine yönelik alternatif bir önerinin gündeme alınmadığını belirtti. Bozkır, ortak platformlar üzerinden çözüm önerilerinin masaya yatırılması gerektiğini ifade etti.  Toplantının bir diğer gündem maddesi olarak Kıbrıs sorunu ele alındı. Bakan Bozkır, Şubat ayında Kıbrıslı Rum ve Türklerin ortak bir müzakere bildirisi yayımladığını ve bildirinin sorunun çözümü için önemli olduğunu hatırlattı. Bakan Bozkır ayrıca Kıbrıs sorunu ve AB’ye katılım müzakerelerini birbirinden ayrı iki konu olarak değerlendirdiklerini belirtti ve Kıbrıs sorunu sebebiyle bloke olan fasılların açılması yönünde çağrıda bulundu.

Türkiye’nin AB İletişim Stratejisi’nin Türkçe metnine buradan ulaşılabilir.

Stratejinin İngilizce metnine ise buradan ulaşılabilir.  

VİZE SERBESTLİĞİNE İLİŞKİN YOL HARİTASININ BİRİNCİ DEĞERLENDİRME RAPORU YAYIMLANDI Avrupa Komisyonu, Türkiye ile vize serbestliğine ilişkin yol haritasının Birinci Değerlendirme Raporu’nu, 20 Ekim 2014 tarihinde kamuoyuna açıkladı.  Türkiye ile AB arasında 16 Aralık 2013 tarihinde imzalanan Geri Kabul Anlaşması’nın ardından resmiyet kazanan Türk vatandaşları için vize serbestliği diyaloğunda kritik ilk dönemeç bu sayede alınmış oldu. Rapor, Türk vatandaşlarına vize muafiyetinin en kısa sürede sağlanabilmesi yönündeki çalışmalarda ilerleme kaydedildiğine işaret ediyor.  Hatırlanacağı üzere, 10 yıla yakın süren müzakerelerin ardından Şubat 2011 tarihinde taraflarca paraflanan Türkiye-AB Geri Kabul Anlaşması, 16 Aralık 2013 tarihinde imzalanmıştı.

Anlaşma, Mart 2014 tarihinde AP, Haziran 2014 tarihinde ise TBMM tarafından onaylandı.  Anlaşmanın imzalanması ile birlikte Türk vatandaşlarına vize serbestliğine yönelik yol haritası resmiyet kazandı. Komisyon’un AP ve AB Konseyi’ne tavsiye niteliği taşıyan ve 40 sayfadan oluşan Birinci Değerlendirme Raporu, Belge Güvenliği, Göç Yönetimi, Kamu Düzeni ve Güvenliği, Temel Haklar ile Geri Kabul başlıklarını taşıyan beş ayrı bölümden oluşuyor. Söz konusu bölümlerde yer alan 72 ayrı kriterde, Aralık 2013 tarihinde başlatılan diyalog sürecinden bugüne Türkiye tarafından söz konusu teknik kriterlerin karşılanması yönünde atılan adımlar değerlendiriliyor ve  kriterlere uyumun artırılmasına yönelik olarak hedef odaklı politika önerilerinde bulunuluyor.

Avrupa Komisyonu, raporda, kriterlerin Türkiye tarafından karşılanma seviyesini somut bir şekilde ortaya koyuyor. Genel itibariyle değerlendirildiğinde, Türkiye’nin 5 bölümde yer alan 72 kriterden 22 kriteri karşıladığı veya karşılamaya yakın olduğu, 40 kriterin bir  bölümünün karşılandığı, 10 kriterin ise karşılanmadığı görülüyor. Bu çerçeveden bakıldığında, Türkiye’nin 72 kriterden 62’sinde yol haritası kriterleri ile belli seviyelerde uyumu yakaladığı anlaşılıyor. Avrupa Komisyonu'nun İçişlerinden Sorumlu Üyesi Cecilia Malmström, konuya ilişkin olarak yaptığı açıklamada, Türkiye'nin vize serbestisi yol haritasında belirlenen kriterleri karşılama konusunda etkili bir çaba gösterdiğinin altını çizdi.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tanju Bilgiç ise raporda yer alan hususların Türkiye tarafından dikkatle not edildiğini ve raporlama sürecinin önümüzdeki dönem devam edeceğini kaydetti. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bilgiç ayrıca, vatandaşlara en kısa sürede vize muafiyeti sağlanabilmesini temin etmek amacıyla İçişleri, AB, Adalet Bakanlıkları dâhil olmak üzere ilgili tüm kurumların yakın işbirliği içinde çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti ve Türkiye’nin AB’nin Vize Serbestisi Diyaloğu sürecini adil ve sonuç odaklı bir yaklaşımla ele alması yönündeki beklentisini yineledi.

Avrupa Komisyonu tarafından yayımlanan, Türkiye ile vize serbestliğine ilişkin yol haritasının Birinci Değerlendirme Raporuna buradan ulaşabilirsiniz. Avrupa Komisyonu tarafından yayımlanan, Türkiye ile vize serbestliğine ilişkin yol haritasının Birinci Değerlendirme Raporu’nun, İKV Genel Sekreter Yardımcısı ve Araştırma Müdürü Melih Özsöz tarafından hazırlanan ayrıntılı analizine buradan ulaşabilirsiniz.  

E-Bülten Kayıt

İKV KURUCU VE MÜTTEVELLİ KURUMLARI

© 2017 İKV Bütün Hakları Saklıdır.
Designed By: OrBiT