MART

AP, 2013 TÜRKİYE İLERLEME RAPORU KARARINI KABUL ETTİ

Türkiye’nin AB’ye katılım sürecinde kaydettiği gelişmeleri ele alan Avrupa Komisyonu’nun 2013 Türkiye İlerleme Raporu’na dair kararı AP Genel Kurulu'nda 12 Mart 2014 tarihinde kabul edildi. Kararda, Türkiye’nin Kopenhag kriterlerinden uzaklaştığı iddia edilmekle birlikte; yeni başlıkların açılması suretiyle AB katılım müzakerelerin ilerlemesinin önemi vurgulandı ve Türkiye’de anayasa reformunun gerekliliğine işaret edildi. AP’nin kabul ettiği 2013 Türkiye İlerleme Raporu’nda yer bulan eleştiri ve olumlu değerlendirmeler birlikte değerlendirildiğinde, AB tarafının Türkiye’ye katılım sürecinde verdiği önem dikkat çekiyor. Bunun yanı sıra, kararda yer bulan müzakerelere yeni fasılların açılması suretiyle ivme kazandırılması gerektiği yönündeki tavrın, Türk tarafının savuna geldiği görüşün AB tarafından da desteklendiği görülüyor.

Hatırlanacağı gibi, AP Türkiye Raportörü Hollandalı Hristiyan Demokrat Parlamenter RiaOomen-Ruijten tarafından hazırlanan 2013 Yılı Türkiye İlerleme Raporu’na İlişkin AP’deki görüşmelerde bazı parlamenterler Türkiye için tam üyelik dışında alternatiflerin değerlendirilmesi yönünde değişiklik önergeleri vermiş ancak AP Dış İlişkiler Komitesi üyeleri tarafından bu öneriler kabul görmeyerek reddedilmişti. 2007 yılından bu yana AP Türkiye raportörlüğü sürdüren Hollandalı Hıristiyan Demokrat parlamenter RiaOomen-Ruijten tarafından “bugüne kadar hazırladıklarımın en eleştireli” olarak değerlendirilen AP kararı, Avrupa Komisyonu’nun bu yıl hazırlayacağı Türkiye İlerleme Raporu’na kaynaklık edecek. Bu yönüyle karar, Avrupa kamuoyunun Türkiye konusunda eğilimini göstermesinin yanı sıra Avrupa Komisyon’un hazırlayacağı rapor ile Üye Devletlerin Türkiye ile sürdürülen müzakere sürecinde adım atıp atmayacağına karar vermelerini sağlayan belge niteliğinde olması açısından büyük önem taşıyor.

AP 2013 İlerleme Raporu’na dair kararda yer alan eleştiriler

AP Genel Kurulu’nda 153 aleyhte, 43 çekimser oya karşılık 475 lehte oy ile kabul edilen Karar’da, yolsuzluk iddialarının soruşturulması, internet ve HSYK konusunda yapılan düzenlemeler nedeniyle Türkiye’de özgürlüklerin kısıtlandığı, bunun sonucunda da Türkiye’nin Kopenhag kriterlerinden uzaklaştığı dile getiriliyor. AP Kararındaki eleştirilerin odağında “yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı” yer alıyor. Benzer endişeler Avrupa Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Štefan Füle tarafından da birçok kez vurgulanmıştı.

AP Dış İlişkiler (AFET) Komitesi tarafından yapılan basın açıklamasında, 17 Aralık sonrası ortaya atılan iddiaların soruşturulmasında “soruşturmanın saygınlığına gölge düşüren ve yargının bağımsızlığı ilkesine aykırı” bazı noktaların not edildiği kaydediliyor. Gezi Parkı nedeniyle yapılan gösterilerinin Türk vatandaşlarının “daha iyi bir demokrasi” talebini gösterdiği; buna karşın kolluk güçlerinin protesto gösterilerine katılanlara karşı aşırı müdahalesinin toplantı ve gösteri özgürlüğüne aykırı nitelik taşıdığı AP kararında Türkiye’nin eleştirildiği bir diğer hususu oluşturdu.

AP Kararında ayrıca muhalif olayların medyada gerektiği ölçüde yer bumlamamasının ve “medyadaki yaygın oto sansür de kaygı verici” olduğu kaydedildi. AP 2013 Türkiye İlerleme Raporu’nda Kıbrıs’taki yeni çözüm süreci ile Kıbrıs sorununa çözüm bulmak amacıyla Ankara’dan Kıbrıs’taki askerlerini çekmesi ve kapalı olan Maraş’ın BM’ye devredilmesi isteniyor. Kıbrıslı Rumlardan da Kıbrıslı Türklerin Mağusa limanından ticaret yapabilmelerine izin vermesi talep ediliyor. AB Bakanı ve Başmüzakereci Mevlüt Çavuşoğlu AP 2013 Türkiye İlerleme Raporu’na ilişkin olarak yaptığı açıklamada “Hükümet olarak reform kararlılığından ve AB sürecine bağlılığımızdan taviz vermemiz asla söz konusu değildir. Bu kararlılığımızın Avrupa Birliği nezdinde de desteklenerek, müzakere sürecinin olması gerektiği gibi devam etmesi için hâlihazırda bazı üye ülkelerce siyasi blokaja tabi olan fasılların açılması elzemdir. Bu fasıllar açılmadığı sürece, yapılan eleştirilerin samimiyeti ve objektifliği milletimiz nezdinde şüphe doğurmaya devam edecektir” dedi.

Çavuşoğlu, “Türkiye-AB ilişkilerini somut ve hukuki bir zeminden çıkarıp sübjektif ve gündelik siyasi tartışmalara alet eden her çaba ve bu çabalara AB nezdinde verilen olumlu her karşılık Avrupa Birliği’nin güvenilirliğine zarar vermekte, kamuoyumuzun AB heyecanını azaltmaktadır” uyarısında bulundu. AB Bakanı Çavuşoğlu, tüm sorunlara karşın “AB’ye üyelik hedefi doğrultusunda gerçekleştirdiğimiz reformlar hız kesmeden sürdürülecektir. Bu süreçte her zaman olduğu gibi AB ile diyalog ve işbirliğimiz en önemli önceliklerimiz arasında yer alacaktır” ifadeleri ile hükümetin AB üyelik sürecine olan inancını teyit etti.

AP’nin kabul ettiği 2013 Türkiye İlerleme Raporu’na ilişkin Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada ise Türkiye olarak “Ahde vefa ilkesi çerçevesinde AB katılım sürecimiz açısından kazanılmış haklarımıza sahip çıkmaya ve AB’ne tam üye olma hedefi doğrultusundaki çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz” ifadelerine yer verildi. Dışişleri Bakanlığı’nın AP kararına ilişkin açıklamasında ayrıca, “AB’nin işbirliği ve diyalog kanallarını bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da açık tutarak, siyasi saikli olası tutumları bertaraf ederek, bu sürece destek vermesi haklı beklentimizdir” değerlendirmelerinde bulunuldu.

AP 2013 İlerleme Raporu’na dair kararda yer bulan olumlu değerlendirmeler

Türkiye’ye yönelik ağır eleştirilerin yer bulduğu AP 2013 Türkiye İlerleme Raporu’na dair kararı, aynı zamanda bazı olumlu hususları da içeriyor. Kararda, AB Komisyonu’nun 2013 Genişleme Stratejisinde belirtildiği gibi, Türkiye’nin ekonomisi, stratejik konumu ve bölgedeki rolüyle AB’nin stratejik bir ortağı olduğu ve AB’nin ekonomik bakımdan rekabet edebilirliği için önemli bir role sahip olduğu tekrar teyit edilmiş oluyor. Ayrıca, Türkiye’nin Kürt sorununun çözümü için başlattığı açılım sürecine destek mesajları da yer alıyor. AP kararında yer bulan en olumlu değerlendirmelerden birini, Türkiye’de reform süreci bakımından önemi bulunan Yargı ve Temel Haklarla ilgili 23’üncü Fasıl ve Adalet, Özgürlük ve Güvenlikle ilgili 24’üncü fasılların müzakereye açılmasını AB Konsey’inden talep edilmesi oluşturuyor.

Buna ek olarak, Enerji başlıklı 15’inci Faslın açılması çağrısı yapılıyor ve Türkiye’nin Avrupa’nın enerji politikalarına dâhil edilmesi isteniyor. AP 2013 İlerleme Raporu’na dair kararın Türkiye-AB ilişkilerinin geleceği açısından taşıdığı önem, AB içinde arasında Türkiye’nin AB perspektifinin korunmasının sağlanması ve bu sayede Avrupa standartlarında yapılacak reformların sürmesine destek olunması yönündeki eğilimin, Türkiye ile müzakere sürecinin durması taraftarı olan eğilime galip gelmesinden kaynaklanıyor.

AP Türkiye Raporu’nun kabulüne ilişkin İKV tarafından hazırlanan Bilgilendirme Notuna ulaşmak için tıklayınız. 

2013 YILI TÜRKİYE İLERLEME RAPORU’NA İLİŞKİN AP İLKE KARAR TASLAĞI AFET’TE KABUL EDİLDİ

AP Türkiye Raportörü Sosyalist Demokrat Grup mensubu Hollandalı parlamenter Ria Oomen-Ruijten tarafından hazırlanan 2013 Yılı Türkiye İlerleme Raporu’na İlişkin AP İlke Karar Taslağı, 3 Mart 2014 tarihinde AP Dış İlişkiler (AFET) Komitesi’nde 8 aleyhte ve 5 çekimser oya karşılık, 36 lehte oy ile kabul edildi. İlke karar taslağına 338 değişiklik önergesi verildi. Bazı parlamenterlerin Türkiye için tam üyelik dışında alternatiflerin değerlendirilmesi yönündeki değişiklik önergesi, AFET üyeleri tarafından kabul görmeyerek reddedildi.

AFET tarafından yapılan açıklamada, ilke karar taslağında parlamenterlerin Türkiye’de üst düzey yolsuzluk iddialarından duydukları endişeyi dile getirdikleri ve Türkiye’nin modernleşmesi ve demokratikleşmesi için anayasal reformun en önemli öncelik olması gerektiğinin altını çizdikleri ifade edildi. İlke karar taslağında, yolsuzluk iddialarının soruşturulmasında görevli savcıların ve polislerin görevden alınmasından üzüntü duyulduğu kaydedildi ve yetkililere Sayıştay’ın düzgün bir şekilde işlemesinin sağlanması konusunda çağrıda bulunularak, yargının bağımsızlığı ve kuvvetler ayrılığı ilkelerinin önemi vurgulandı. İlke karar taslağında, AB’nin stratejik ortağı konumunda bulunan Türkiye’nin AB için öneminin altı çizildi.

Ayrıca, TBMM’nin Anayasa Uyum Komisyonu’nun çalışmalarını askıya alması başta olmak üzere anayasal reform konusunda istenilen düzeyde ilerleme kaydedilememesinden endişe duyulduğu belirtildi. İlke karar taslağında ayrıca, müzakerelerin Türkiye için bir referans noktası olmaya devam etmesi ve Türkiye’yi gerçekçi kriterler sunulabilmesi için Türkiye ile AB arasında reform sürecine ilişkin yakın işbirliği ve diyaloğun önemine dikkat çekildi. Bu kapsamda, AB Konseyi’ne “yargı ve temel haklar” ile “adalet, özgürlük ve güvenlik” konularını kapsayan 23’üncü ve 24’üncü fasılların müzakereye açılabilmesi yolunda çaba göstermesi çağrısında bulunuldu. Yeni internet yasası ve HSYK düzenlemesinin derin bir endişe ile karşılandığı ilke karar taslağında kaydedilen bir diğer hususu oluşturdu.

Buna ek olarak, yetkililere protestoların daha itidalli bir şekilde ele alınması ve tüm dini toplulukların mülkiyet haklarının iadesi konusunda yasal bir çerçeve oluşturulması çağrısında bulunuldu. Çözüm süreci konusunda ise, Türkiye’deki siyasi karar alıcılar Kürt kökenli vatandaşların sosyal, kültürel ve ekonomik haklarının geliştirilmesi için gerekli reformları uygulamaya koymaları konusunda teşvik edildi. Kıbrıs meselesi konusunda ise, Ada’da birleşmeye yönelik müzakerelerin yeniden başlatılması konusunda KKTC ve GKRY liderleri tarafından yayımlanan ortak bildirinin memnuniyetle karşılandığı kaydedildi. İlke karar taslağının 10-13 Mart 2014 tarihlerinde gerçekleşecek AP Genel Kurulu’nda ele alınması bekleniyor. 

E-Bülten Kayıt

İKV KURUCU VE MÜTTEVELLİ KURUMLARI

© 2017 İKV Bütün Hakları Saklıdır.
Designed By: OrBiT