Buradasınız: » ANA SAYFA » AVRUPA BİRLİĞİ » AB GENİŞLEME POLİTİKASI » DİĞER ADAY VE POTANSİYEL ADAY ÜLKELER

DİĞER ADAY VE POTANSİYEL ADAY ÜLKELER

Hâlihazırda, AB genişleme politikası kapsamında yedi ülke yer almaktadır. Türkiye, Sırbistan, Karadağ, Makedonya ve Arnavutluk aday ülke konumunda bulunmaktadır. Bosna-Hersek ve Kosova ise potansiyel aday ülke statüsüne sahiptir. 2009 yılında AB'ye üyelik başvurusunda bulunarak, 2010'da katılım müzakerelerine başlayan İzlanda ise Mart 2015'te AB üyelik başvurusunu geri çektiği için genişleme politikası kapsamında değerlendirilmemektedir.

Türkiye’nin AB üyelik süreci hakkında ayrıntılı bilgiye Türkiye-AB başlığı altında kapsamlı bir şekilde yer verildiği için bu bölümde diğer aday ülkelerin ve potansiyel aday ülkelerin AB üyelik süreci ele alınmaktadır. Bu bölümde diğer aday ve potansiyel aday ülkelerin durumları bilginize sunulmuştur.

Aday Ülkeler

Karadağ                                                                                                                   

Statüsü: Aday ülke

Katılım müzakerelerine başlama tarihi: Haziran 2012

Açılan fasıl sayısı: 26

Geçici olarak kapatılan fasıl sayısı: 2

2006 yılında bağımsızlığını ilan eden Karadağ, 15 Aralık 2008 tarihinde Avrupa Birliği’ne üyelik başvurusunda bulunmuştur. Avrupa Komisyonu, 9 Kasım 2010 tarihli görüşünde, Karadağ’ın aday ülke ilan edilmesini önermiş ve müzakerelerin başlayabilmesi için ülkenin yedi öncelikli alandaki şartları yerine getirmesi gerektiğini vurgulamıştır. Komisyon’un tavsiyesi AB liderleri tarafından kabul edilmiş ve Karadağ 16 Aralık 2010 tarihinde aday ülke ilan edilmiştir. Komisyon’un Karadağ’ın müzakerelere başlayabilmesi için belirlediği yedi öncelikli alan, seçim yasasını anayasayla uyumlu hale getirilmesi; yargının idari kapasitesinin ve bağımsızlığının güçlendirilmesi; yolsuzluk ve örgütlü suçlarla mücadele alanında aşama kat edilmesi; medya özgürlüğünün artırılması; sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliğinin geliştirilmesi ve ayrımcılığın önlenmesini kapsamaktadır.

Komisyon, Karadağ’ın yedi öncelikli alanda yeterli ilerleme kaydettiğine kanaat getirerek 12 Ekim 2011 tarihinde katılım müzakerelerine başlanmasını tavsiye etmiştir. Katılım müzakerelerine başlanması kararı, bazı Üye Devletlerin hukukun üstünlüğü alanındaki çekinceleri sebebiyle ertelenmiş; ancak Komisyon’un 2012 yılı ilkbaharında sunduğu raporda Karadağ ile katılım müzakerelerinin başlanması yönündeki kararını yinelemesiyle, AB Konseyi’nde uzlaşı sağlanmış ve Karadağ 29 Haziran 2012 tarihinde resmen katılım müzakerelerine başlamıştır. Karadağ, halihazırda katılım müzakerelerinde 26 faslı açmış 2 faslı ise geçici olarak kapatmış durumdadır. 

Karadağ’ın katılım müzakereleri, Avrupa Komisyonu’nun 12 Ekim 2011’de kabul ettiği yargı ve temel haklar (23’üncü fasıl) ile adalet, özgürlük ve güvenlik (24’üncü fasıl) alanlarına öncelik veren yeni yaklaşım uyarınca sürdürülmektedir. İlk kez Karadağ’ın katılım müzakerelerinde uygulanan yeni yaklaşıma göre; bu fasıllar, müzakerelerde öncelikli olarak ele alınacak ve son kapatılacak fasıllar olacaktır. Yeni yaklaşım doğrultusunda, bu alanlardaki gelişmeler, müzakereler tamamlanıncaya kadar Komisyon tarafından yakından takip edilecektir. Avrupa Komisyonu, 10 Ekim 2012’de açıkladığı 2012-13 Genişleme Stratejisi’nde Karadağ’ın başta örgütlü suçlarla ve yolsuzlukla mücadele olmak üzere hukukun üstünlüğü alanında somut ilerlemeler kaydederek, temiz bir sicil oluşturmasının önemini bir kez daha vurgulamıştır. Avrupa Komisyonu, 16 Ekim 2013 tarihinde açıkladığı 2013 Yılı Karadağ İlerleme Raporu’nda, Karadağ’ın özellikle üst düzey yolsuzlukla ve örgütlü suçlarla mücadele alanındaki çabalarını artırması gerektiğine dikkat çekmiştir. Avrupa Komisyonu, 2014 yılı Karadağ İlerleme Raporu’nda, ülkenin müzakerelerde ilerlemeyi sürdürdüğünü belirtmiştir. Komisyon, hukukun üstünlüğü alanında reformlara ağırlık veren Karadağ için, reformların somut sonuçlar ortaya koymasının katılım müzakerelerinin genel hızı açısından belirleyici olacağını vurgulamıştır. Komisyon, 10 Kasım 2015 tarihinde açıkladığı 2015 Yılı Karadağ İlerleme Raporu’nda, Karadağ'ın katılım müzakerelerinde yol almayı sürdürdüğünü belirtmiş ancak örgütlü suçlar ve yolsuzlukla mücadele konusunda sınırlı ilerleme kaydedildiğini vurgulayarak, bu alanlarda sağlam bir sicil oluşturulması gerektiğinin altını çizmiştir.

2016 İlerleme Raporu'nda, Karadağ’ın Aralık 2015’te NATO üyeliğine davet edilmesi oldukça büyük bir başarı olarak nitelendirilmiştir. Hukukun üstünlüğüne öncelik veren “yeni yaklaşım”ı ilk uygulayan ülke olan Karadağ’da bu alanda uygulamada somut bir sicil oluşturulması, AB için önemini korumaktadır. İlerleme Raporu'na göre, hukukun üstünlüğü alanında yasal çerçeve büyük ölçüde mevcut olmasına karşın Podgorica’nın özellikle örgütlü suçlarla ve yolsuzlukla mücadelede somut bir sicil oluşturması gerekmektedir. 

Karadağ’ın katılım müzakerelerindeki güncel durum şu şekildedir:

Açılan Fasıllar

Geçici Kapatılan Fasıllar

25. Bilim ve Araştırma (18 Aralık 2012)

26. Eğitim ve Kültür (15 Nisan 2013)

23. Yargı ve Temel Haklar (18 Aralık 2013)

24. Adalet, Özgürlük ve Güvenlik (18 Aralık 2013)

5. Kamu Alımları (18 Aralık 2013)

6. Şirketler Hukuku (18 Aralık 2013)

20. İşletme ve Sanayi Politikası (18 Aralık 2013)

7. Fikri Mülkiyet Hukuku (31 Mart 2014)

10. Bilgi Toplumu ve Medya (31 Mart 2014)

4. Sermayenin Serbest Dolaşımı (24 Haziran 2014)

31. Dış, Güvenlik ve Savunma Politikası (24 Haziran 2014)

32. Mali Kontrol (24 Haziran 2014)

18. İstatistik (16 Aralık 2014)

28. Tüketicinin ve Sağlığın Korunması (16 Aralık 2014)

29. Gümrük Birliği (16 Aralık 2014)

33. Mali ve Bütçesel Hükümler (16 Aralık 2014)

16. Vergilendirme (30 Mart 2015)

30. Dış İlişkiler (30 Mart 2015)

9. Mali Hizmetler (22 Haziran 2015)

21. Trans-Avrupa Ağları (22 Haziran 2015)

14. Ulaştırma Politikası (21 Aralık 2015)

15. Enerji (21 Aralık 2015)

12. Gıda Güvenliği, Veterinerlik ve Bitki Sağlığı (30 Haziran 2016)

13. Balıkçılık (30 Haziran 2016)

11. Tarım ve Kırsal Kalkınma (13 Aralık 2016)

19. Sosyal Politika ve İstihdam (13 Aralık 2016)

25. Bilim ve Araştırma (18 Aralık 2012)

26. Eğitim ve Kültür (15 Nisan 2013)

 

 

Sırbistan                                                                                                                      

Statüsü: Aday ülke

Katılım müzakerelerine başlama tarihi: Ocak 2014

Açılan fasıl sayısı: 6

Geçici olarak kapatılan fasıl sayısı:1

Federal Yugoslavya’nın dağılması sürecinde yaşanan savaşlardan sorumlu kabul edilen Sırbistan, 22 Aralık 2009’da AB üyeliği başvurusunda bulunmuştur. Sırbistan özellikle Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICTY) ile işbirliği konusunda gerekenleri yapmadığı gerekçesiyle AB tarafından eleştirilmiştir. Mayıs 2011’de Srebrenitsa katliamından sorumlu tutulan Ratko Mladic’in, Temmuz 2011’de ise Hırvatistan’daki Krajina bölgesindeki katliamlardan sorumlu tutulan Goran Hadzic’in yakalanması ve Lahey’e sevk edilmesiyle Sırbistan’ın önünden büyük bir engel kalkmıştır.

Avrupa Komisyonu, Sırbistan’ın üyeliğine ilişkin 12 Ekim 2011’de açıkladığı görüşünde, Belgrad’ın ICTY ile işbirliği alanında kaydettiği ilerlemelerden övgüyle bahsederek Sırbistan’a aday ülke statüsü verilmesini önermiştir. Komisyon, Sırbistan’ın üyelik müzakerelerine başlayabilmesi için tek bir kilit öncelik belirlemiş ve Sırbistan’ın tanımadığı Kosova ile ilişkilerini normalleştirilmesini ve AB arabuluculuğunda Sırbistan ile Kosova arasında yürütülen Belgrad-Priştine diyaloğunda ilerleme kaydedilmesini şart koşmuştur. Aralık 2011’deki AB Liderler Zirvesi’nde aday ülke statüsünü almayı bekleyen Belgrad’ın adaylığı, diyalogda varılan anlaşmaları uygulamakta tereddüt ettiği ve Kosova’nın kuzeyindeki Sırpları kışkırttığı gerekçesiyle ertelenmiştir. Ancak Mart 2012 AB Konseyi toplantısından önce Belgrad-Priştine diyaloğunda Kosova’nın bölgesel platformlarda temsili ve bütünleştirilmiş sınır yönetimi konularında anlaşmaya varılması ile Sırbistan, 1 Mart 2012’de aday ülke ilan edilmiştir.

Avrupa Komisyonu, 10 Ekim 2012 tarihinde açıkladığı Genişleme Stratejisi’nde Kosova ile ilişkilerin normalleştirilmesi önceliği sağlanır sağlanmaz Sırbistan ile katılım müzakerelerinin başlanmasını önermiştir. Bu kapsamda, AB arabuluculuğunda Mart 2011 tarihinde Sırbistan ve Kosova arasında her iki ülkenin halkının yaşamlarının kolaylaştırılması amacıyla teknik düzeyde başlatılan Belgrad-Priştine diyaloğu, Ekim 2012 itibarıyla Başbakanlar düzeyine yükseltilmiştir. AB Konseyi ise, Sırbistan ile katılım müzakerelerinin başlanmasına ilişkin kararın, 2013 yılı ilkbaharında AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi ve Avrupa Komisyonu tarafından ortaklaşa hazırlanacak rapor ışığında, Haziran 2013’te yapılacak AB Liderler Zirvesi’nde verileceğini açıklamıştır.

19 Nisan 2013 tarihinde, Sırbistan ve Kosova Başbakanları AB arabuluculuğundaki Belgrad-Priştine diyaloğunun onuncu toplantısında; Priştine’nin otoritesini reddeden ve Belgrad tarafından finanse edilen paralel kurumlarla yönetilen, Sırp nüfusun çoğunlukta olduğu Kuzey Kosova’nın yönetimi ve ilişkilerin normalleştirilmesi yolunda tarihi anlaşmayı parafe etmişlerdir. Bunun üzerine, Yüksek Temsilci, 22 Nisan 2013’te Komisyon ile birlikte sunduğu ortak raporda Sırbistan’ın tek kilit önceliği başarılı bir şekilde yerine getirdiğini belirtmiş ve Sırbistan ile katılım müzakerelerinin başlatılmasını tavsiye etmiştir. 27-28 Haziran 2013 tarihlerinde gerçekleşen AB Liderler Zirvesi’nde, Sırbistan ile katılım müzakerelerine başlanmasına ve İlk Hükümetler Arası Konferans’ın Ocak 2014’e kadar gerçekleştirilmesine karar verilmiştir.

Komisyon, 16 Ekim 2013 tarihinde açıkladığı 2013 Yılı Sırbistan İlerleme Raporu’nda ,2013 yılının Sırbistan’ın AB ile bütünleşme sürecinde “tarihi” bir yıl olduğunu ifade etmiş ve 28 Haziran tarihinde AB liderlerinin Belgrad ile katılım müzakerelerine başlanması yönündeki kararından ve İstikrar ve Ortaklık Anlaşması’nın (Stabilisation and Association Agreement- SAA) 1 Eylül 2013’te yürürlüğe girmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirmiştir. Sırbistan ile Kosova arasında ilişkilerin normalleştirilmesine yönelik 19 Nisan 2013 tarihinde parafe edilen anlaşma da Komisyon tarafından memnuniyetle karşılanmıştır. Sırbistan’ın siyasi kriterleri yeterli düzeyde yerine getirmeye devam ettiğini ifade eden Komisyon, Kosova ile ilişkilerin normalleştirilmesine devam edilmesi ve bu kapsamda varılan anlaşmaların uygulanmasının önemine dikkat çekmiştir. Komisyon ayrıca, Sırbistan’ın hukukun üstünlüğü, yargı reformu, yolsuzlukla mücadele politikası, bazı kurumların bağımsızlığı, basın özgürlüğü, ayrımcılıkla mücadele politikası, azınlıkların korunması ve iş ortamı konularında reformlara hız vermesi gerektiğini belirtmiştir.

Aralık 2013’te Konsey’e Belgrad’ın Nisan 2013’te Priştine ile ilişkilerin normalleştirilmesine ilişkin varılan anlaşmayı uygulamaktaki performansını değerlendiren bir rapor sunan AB Dışişleri ve Yüksek Temsilcisi, Belgrad ile katılım müzakerelerine bir an önce fiilen başlanmasını tavsiye etmiştir. Konsey, bunun üzerine Sırbistan ile katılım müzakerelerine Ocak 2014’te başlanacağını açıklamıştır. Sırbistan ile katılım müzakerelerine Yunanistan’ın AB Konseyi Dönem Başkanlığı sırasında, 21 Ocak 2014 tarihinde gerçekleşen Katılım Konferansı ile resmen başlanmıştır.

Sırbistan’ın müzakereleri de Komisyon’un Ekim 2011’de kabul ettiği yargı ve temel haklar ile adalet, özgürlük ve güvenlik konularını kapsayan 23 ve 24’üncü başlıklara öncelik veren “yeni yaklaşım” temelinde yürütülmektedir. Buna ek olarak, Sırbistan’ın Kosova ile ilişkilerini görünür ve sürdürülebilir bir şekilde normalleştirmesi ve iyileştirmesi konusundaki çabalarına da özel bir önem atfedileceği açıklanmıştır. Kosova ile ilişkilerin normalleştirilmesi sürecinin gerek Belgrad gerekse Priştine’nin AB ile bütünleşme süreçlerini birbirilerini engellemeden yürütebilmesine imkân sağlaması gerektiği belirtilmiş ve ilişkilerin normalleştirilmesi sürecinin Sırbistan ve Kosova arasındaki ilişkilerin kapsamlı bir şekilde normalleşmesine imkân sağlaması gerektiği vurgulanmıştır. Sırbistan’ın katılım müzakerelerinde Kosova ile ilişkilerin normalleştirilmesi konusu “Diğer Konular” başlıklı 35’inci fasıl kapsamında ele alınacak olup, bu başlıkla ilgili gelişmeler de en az 23 ve 24’üncü fasıllardaki gelişmeler gibi yakından takip edilecektir. Komisyon, 35 fasılda yürütülen tarama süreci Mart 2015'te tamamlanmıştır.

Avrupa Komisyonu, 2014 yılı Sırbistan İlerleme Raporu’nda, Ocak 2014’te katılım müzakerelerine başlanmasının Sırbistan’ın AB ile ilişkilerinde bir dönüm noktası niteliği taşıdığını belirtmiş ve Belgrad’ın reform öncelikleri konusunda gerekli adımları atmayı sürdürmesi gerektiğinin altını çizmiştir. Sırbistan’ın katılım müzakerelerinin genel hızının hukukun üstünlüğü ve Kosova ile ilişkilerin normalleştirilmesi sürecinde kaydedilen ilerlemeye bağlı olacağını hatırlatan Komisyon, bu çerçevede sürdürülen Begrad-Priştine diyaloğunda çözüme kavuşmamış meselelerin ele alınması ve yeni bir aşamaya geçilmesi için sürece ivme kazandırılması gerektiğinin altını çizmiştir.

25 Ağustos 2015 tarihinde AB arabuluculuğunda yürütülen Belgrad-Priştine diyaloğu kapsamında Sırbistan ve Kosova arasında Kosova’nın kuzeyinde Sırp Belediyeler Birliği kurulması, enerji, telekom ve Mitrovica köprüsünde serbest dolaşım konularında bir dizi anlaşmanın imzalanması, AB tarafından memnuniyetle karşılanmış ve Sırbistan’ın katılım müzakerelerinde ilk fasılları açması için zemin hazırlamıştır. 14 Aralık 2015 tarihinde Brüksel’de toplanan İkinci Katılım Konferansı’nda Sırbistan’ın katılım müzakerelerinde Mali Kontrol ve Diğer Konular fasılları müzakereye açılmıştır. Kosova ile normalleşme sürecine ayrılan Diğer Konular faslında Belgrad’ın AB arabuluculuğunda sürdürülen diyalog kapsamında Kosova ile normalleşmeye yönelik anlaşmaların uygulanması konusunda üzerine düşeni yapması gerektiği belirtilmektedir. Bu fasılda Sırbistan’dan beklenen ise Kosova ile ilişkilerini kademeli olarak kapsamlı şekilde normalleştirmesidir. Müzakerelerde öncelikli fasıllar olarak belirlenen Yargı ve Temel Haklar ile Adalet, Özgürlük ve Güvenlik fasıllarının müzakereye açılması, Hırvatistan'ın muhalefeti nedeniyle sekteye uğrasa da 18 Temmuz 2016 tarihinde Hırvatistan'ın vetosunu kaldırmasıyla mümkün olmuştur.

2016 Yılı İlerleme Raporu'nda,Sırbistan'ın hukukun üstünlüğüne ilişkin 23 ve 24 numaralı iki kilit fasıl ile Kosova ile ilişkilerin normalleştirilmesine ilişkin 35 numaralı fasıl da dahil dört faslı müzakereye açması övgüyle karşılanmıştır. Belgrad’ın ekonomide kaydettiği ilerleme, mülteci krizinin ele alınması konusundaki çabaları ve bölgesel işbirliği konusundaki rolü de İlerleme Raporu'nda olumlu şekilde not edilen hususlar arasında yer almıştır. Buna karşılık hukukun üstünlüğü, Kosova ile varılan anlaşmaların uygulanması ve Rusya ile yakın ilişkiler eleştirilmiştir. Sırbistan, halihazırda katılım müzakerelerinde altı faslı açmış, bunlardan birini ise geçici olarak kapatmış durumdadır.

Sırbistan'ın katılım müzakerelerindeki mevcut durum şu şekildedir:

Açılan Fasıllar

Geçici Kapatılan Fasıllar

32. Mali Kontrol (14 Aralık 2015)

35. Diğer Konular - Madde 1: Sırbistan ile Kosova arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi (14 Aralık 2015)

23. Yargı ve Temel Haklar (18 Temmuz 2016)

24. Adalet, Özgürlük ve Güvenlik (18 Temmuz 2016)

5. Kamu Alımları (13 Aralık 2016)

25. Bilim ve Araştırma

 

Makedonya                                                                                                                  

Statüsü: Aday ülke

Katılım müzakerelerine başlama tarihi: -

22 Mart 2004 tarihinde AB’ye üyelik başvurusunda bulunan Makedonya, 16 Aralık 2005 tarihinde aday ülke ilan edilmiştir. Makedonya 2009 yılından bu yana AB ile katılım müzakerelerine başlamayı beklemesine rağmen, Yunanistan ile arasındaki isim anlaşmazlığı nedeniyle AB ile bütünleşme süreci tıkanıklığa uğramış durumdadır.

Bilindiği üzere, Yunanistan, Makedonya’nın anayasal ismini kullanmasının, kendi kuzey topraklarında bulunan aynı isimdeki bölge üzerinde hak iddiası taşıyabileceği gerekçesiyle Makedonya’nın NATO üyeliğine ve AB ile katılım müzakerelerinin başlamasına karşı çıkmaktadır. Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’nın, Aralık 2011’de, Makedonya’nın NATO’ya katılımını bloke ettiği gerekçesiyle Yunanistan’ı suçlu bulmasına rağmen, Yunanistan’ın blokajı devam etmektedir.

Bu durum AB’nin kredibilitesine zarar vermekte ve ülkedeki reform ivmesinin yavaşlamasına yol açmaktadır. Avrupa Komisyonu bu durumun üstesinden gelebilmek için katılım müzakerelerini canlandırmak üzere Makedonya ile Yüksek Düzey Katılım Diyaloğu’nu (High Level Accession Dialogue − HLAD) başlatmıştır. Avrupa Komisyonu’nun Ekim 2011’de Türkiye ile müzakerelere ivme kazandırmak için ortaya koyduğu “Pozitif Gündem” ile aynı mantığa dayanan bu yeni girişim, ifade özgürlüğü, hukukun üstünlüğü, kamu yönetimi reformu, seçim sistemi reformu ve serbest piyasa ekonomisinin güçlendirilmesi olmak üzere beş öncelik alanında yürütülmektedir.

Avrupa Komisyonu 10 Ekim 2012’de dördüncü kez Makedonya ile katılım müzakerelerine başlanmasını önermiştir. 13 Aralık 2012’de bir araya gelen AB liderleri ise Makedonya ile katılım müzakerelerinin başlatılmasına ilişkin kararı Avrupa Komisyonu tarafından isim anlaşmazlığının çözümüne ilişkin müzakereler ve HLAD kapsamındaki gelişmelere ilişkin sunulacak rapor ışığında, 2013 yılı Haziran ayında gerçekleşecek AB Zirvesi’nde vereceklerini bildirmişlerdir. Buna karşılık, 27-28 Haziran 2013 tarihlerinde gerçekleşen AB Liderler Zirvesi’nde konu ile ilgili bir karar alınmamıştır. Avrupa Komisyonu 16 Ekim 2013 tarihinde Genişleme Strateji Belgesi kapsamında açıkladığı 2013 yılı İlerleme Raporu’nda, Makedonya ile katılım müzakerelerine başlanmasını beşinci kez tavsiye etmiştir. Katılım müzakerelerine başlanmasını ve isim anlaşmazlığının müzakerelerin erken safhasında çözümlenmesini tavsiye eden Komisyon, bunun anlaşmazlığın taraflar tarafınca kabul edilebilir bir çözüm bulunması için gerekli koşulları oluşturacağını kaydetmiştir.

17 Aralık 2013 tarihinde gerçekleşen AB Genel İşler Konseyi toplantısında, Komisyon’un tavsiyesinin Konsey tarafından not edildiği ve Makedonya ile katılım müzakerelerine başlanmasına ilişkin bir karar verilmesi görüşüyle konunun 2014 yılında tekrar ele alınacağı ifade edilmiş; Avrupa Komisyonu Üsküp’ün HLAD kapsamındaki reformları uygulama performansını takip etmekle görevlendirilmiştir.

2014 Yılı Makedonya İlerleme Raporu’nda, Makedonya’nın AB üyelik sürecinin çıkmaza girdiğini açıkça ifade eden Avrupa Komisyonu, ülkede özellikle ifade özgürlüğü, medya özgürlüğü ve yargının bağımsızlığı alanlarında yaşanan geriye gidişin önlenmesi için harekete geçilmesi gerektiğine dikkat çekmiştir. Komisyon, Makedonya ile katılım müzakerelerine başlanmasını 6’ncı kez tavsiye ederken, bu yöndeki tavsiyesini sürdürebilmesinin ülkede özgürlükler alanında yaşanan geri gidişin önlenmesine bağlı olduğunu vurgulamıştır. İsim meselesine acilen müzakere edilmiş ve her iki taraf için kabul edilebilir bir çözüm bulunması gerektiğine dikkat çeken Avrupa Komisyonu, ayrıca iktidar ve muhalefete siyasi diyaloğu sürdürmeleri çağrısında bulunmuştur. 

Makedonya’da 2015 yılında yaşanan siyasi kriz, AB’nin arabuluculuk çabaları sayesinde siyasi partiler arasında Nisan 2016’da erken seçimlere gidilmesi üzerinde uzlaşının sağlanmasıyla (Przino Anlaşması) son bulmuştur. Avrupa Komisyonu 2015 Yılı Makedonya İlerleme Raporu’nda, katılım müzakerelerine başlanması yönündeki tavsiyesini yinelemiş, ancak bunun sürdürülmesinin siyasi krizin sonlandıran siyasi uzlaşının ve AB tarafından belirlenen Acil Reform Önceliklerin uygulanması gerektiğine dikkat çekmiştir.

Avrupa Komisyonu, 2016 Yılı İlerleme Raporu'nda, katılım müzakerelerine başlanması yönündeki tavsiyesini bir kez daha yinelerken, bu tavsiyesini sürdürmesinin Przino Anlaşması’nın uygulanması, 11 Aralık 2016 tarihli erken seçimlerin güvenilir şekilde düzenlenmesi ve Acil Reform Önceliklerinde kayda değer ilerleme sağlanması koşullarına bağlı olduğunun altını çizmiştir.

 

Arnavutluk                                                                                                                

Statüsü: Aday ülke

Müzakerelere başlama tarihi:-

Arnavutluk, 28 Nisan 2009’da Avrupa Birliği’ne üyelik başvurusunda bulunmuştur. Avrupa Komisyonu, Kasım 2010’da Arnavutluk’un Birliğe üye olabilmesi için 12 kilit alanda gerekli reformları yerine getirmesi gerektiğini belirtmiştir. Arnavutluk’ta Haziran 2009 seçimlerinin ardından, muhalefetteki sosyalist partinin parlamentoyu boykot etmesi nedeniyle AB yolunda ilerlemesi için gerekli reform gündemi de büyük ölçüde aksamıştır. Mayıs 2011 yerel seçimlerinde Merkez Seçim Kurulu’nun Tiran Belediye Başkanlığı seçiminde oyların yanlış sandıklara konulduğu gerekçesiyle yeniden sayılması yönündeki tartışmalı kararı da ülkenin demokratik vasıflarının AB tarafından sorgulanmasına yol açmıştır. Nihayet 2011 yılının sonunda, hükümet ve muhalefet arasında AB üyelik sürecini sekteye uğratan siyasi krizlere son vermek için bir uzlaşma sağlanması üzerine Mart 2012’de Komisyon’un tavsiyelerini gerçekleştirmek için yeni bir eylem planı hazırlanarak yürürlüğe konmuştur.

Avrupa Komisyonu, 10 Ekim 2012’de açıkladığı Genişleme Stratejisi’nde Arnavutluk’un belirlenen on iki öncelikten birçoğunu yerine getirdiğini belirterek, yargı ve kamu idaresi reformu ile parlamentonun usul kurallarının gözden geçirilmesi önceliklerinin tamamlanması koşuluyla Arnavutluk’a aday ülke statüsü verilmesini önermiştir. Komisyon’un tavsiyesini not eden AB Konseyi ise, Avrupa Komisyonu’nu, geri kalan öncelikli alanlarda ilerleme kaydedildiğinde ülkenin yolsuzluk ve örgütlü suçlarla mücadele alanındaki performansını da değerlendiren bir rapor hazırlamakla görevlendirmiştir. Arnavutluk’un katılım müzakerelerine başlayabilmesi için ise reform taahhütlerini istikrarlı bir şekilde uygulaması ve tüm öncelikli alanlardaki reformları tamamlaması gerekmektedir.

Arnavutluk’ta, 23 Haziran 2013 tarihinde gerçekleşen parlamento seçimleri, ülkenin demokratik kurumlarının işleyişi bakımından AB tarafından bir test olarak değerlendirilmiştir. Uluslararası gözlemciler tarafından, önceki yıllara göre daha rekabetçi ve temel haklara saygı duyulan bir ortamda gerçekleştirildiği ifade edilen bu seçimler, AB tarafından olumlu karşılanmıştır.

Avrupa Komisyonu, 16 Ekim 2013 tarihinde açıkladığı 2013 Yılı Arnavutluk İlerleme Raporu’nda ülkenin demokratik nitelikleri için bir test niteliğinde görülen Haziran 2013 genel seçimlerinin olumlu geçtiğini kaydetmiş ve Tiran’a, yolsuzluk ve örgütlü suçlarla mücadele alanındaki çabalarını sürdürmesi kaydıyla aday ülke statüsü verilmesini tavsiye etmiştir. Komisyon, Arnavutluk’un katılım müzakerelerine başlayabilmesi için idari reform, hukukun üstünlüğü ve temel haklara ilişkin beş kilit önceliği de yerine getirmesi gerektiğini vurgulamıştır. Yapıcı ve sürdürülebilir siyasi diyaloğun başarılı bir reform süreci için gerekli bir koşul olduğunu belirten Komisyon, Arnavutluk’un belirlenen kilit öncelikleri yerine getirmek için ülke ile yüksek düzey bir diyalog başlatmaya hazır olduğunu açıklamıştır.

Avrupa Komisyonu 12 Kasım 2013 tarihinde, Tiran ile Arnavutluk’a geri kalan kilit önceliklerin yerine getirilmesinde ve reform sürecinde destek vermek üzere bir Üst Düzey Diyalog (High Level Dialogue) başlatmıştır. Üst Düzey Diyalog, Arnavutluk ile AB arasındaki işbirliğinin geliştirilmesini ve Arnavutluk’ta AB ile bütünleşme sürecine ilişkin mevcut konsensüsün ve bağlılığın sürdürülmesini amaçlamaktadır.

17 Aralık 2013 tarihinde gerçekleştirilen AB Genel İşler Konseyi toplantısında, Arnavutluk’un aday ülke ilan edilmesi konusundaki kararın, ülkenin yolsuzlukla mücadele ve yargı reformu stratejisini uygulamaktaki performansına ilişkin Komisyon tarafından hazırlanacak rapor ışığında Haziran 2014’te verileceği ifade edilmiştir.

Avrupa Komisyonu, Tiran’ın yolsuzlukla ve örgütlü suçlarla mücadele ve yargı reformu konularındaki performansını değerlendiren raporunu 4 Haziran 2014 tarihinde açıklamıştır. Tiran’ın örgütlü suçlar ve yolsuzlukla mücadele konularındaki önlemleri uygulamaya ve güçlendirmeye devam ettiğini ve yargı sisteminin bağımsızlığı, şeffaflığı ve hesap verebilirliğini artırmak üzere Venedik Komisyonu ile birlikte çalıştığını belirten Komisyon, Arnavutluk’a aday ülke statüsü verilmesi yönündeki tavsiyesini yinelemiştir.

24 Haziran 2014 tarihinde gerçekleşen AB Genel İşler Konseyi’nde Arnavutluk’a aday ülke statüsü verilmesi kararı alınmıştır. Karar, 26-27 Haziran tarihlerinde gerçekleşen AB Liderler Zirvesi’nde onaylandıktan sonra resmiyet kazanmıştır. Komisyon, Arnavutluk’un yönetim, yargı reformu, yolsuzlukla ve örgütlü suçlarla mücadele ve temel haklar konularındaki kilit öncelikleri yerine getirmesi gerektiği belirtilmiş ve yapıcı ve sürdürülebilir bir siyasi diyalogun önemine dikkat çekmiştir. Bunun yanında, aday ülke statüsünün Tiran ile katılım müzakerelerine hemen başlanacağı anlamına gelmediğini kaydeden Komisyon, açıklamasında, bunun kilit önceliklerde daha fazla ilerleme kaydedilmesi ile mümkün olacak ayrı bir adım olduğunun altını çizmiştir.

Komisyon, 2014 yılı Arnavutluk İlerleme Raporu’nda, Haziran 2014’te aday ülke statüsü elde eden Arnavutluk’ta reform ivmesinin sürdürülmesi ve Tiran’ın AB sürecinde karşılaştığı zorlukları sürdürülebilir ve kapsayıcı bir şekilde ele alması gerektiğini belirtmiştir. Arnavutluk’un yargı reformu, örgütlü suçlar ve yolsuzlukla mücadele alanındaki reform çabalarını not eden Komisyon, hukukun üstünlüğü alnındaki eksikliklere dikkat çekmiştir. Arnavutluk’un katılım müzakerelerine başlayabilmesi için kamu yönetimi reformu, yargı reformu, yolsuzlukla ve örgütlü suçlarla mücadele ve temel hakların korunması alanlarında olmak üzere kilit reformlara hız vermesi gerektiğini ifade eden Komisyon, iktidar ve muhalefet arasında uzlaşıya dayalı ve yapıcı bir siyasi diyaloğun reform sürecinin başarısında belirleyici olacağını vurgulamıştır.

Arnavutluk’un, katılım müzakerelerinin başlaması için kamu yönetimi, yargı sistemi, yolsuzluk ve örgütlü suçlarla mücadele ve insan haklarının korunması alanlarını kapsayan beş kilit önceliği yerine getirmesi gerekmektedir. Avrupa Komisyonu, 2015 Yılı Arnavutluk İlerleme Raporu’nda, Tiran’ın kilit önceliklerin yerine getirilmesinde birtakım ilerlemeler kaydettiği belirtilmiş, başta yargı sistemi reformu ile yolsuzluk ve örgütlü suçlar alanında sağlam bir sicil oluşturulması olmak üzere hukukun üstünlüğü alanında yapılması gerekenler bulunduğuna dikkat çekilmiştir.

 Arnavutluk, 21 Temmuz 2016 tarihinde kabul edilen ve kapsamlı bir yargı reformuna zemin hazırlayan anayasal değişiklikler sayesinde katılım müzakerelerine başlayabilmek üzere Komisyondan olumlu görüş almıştır. 2016 İlerleme Raporu'nda Komisyon, hakim ve savcıların güvenlik araştırmasına tabi tutulması (vetting) başta olmak üzere yargı reformunun uygulanmasında somut ilerleme kaydetmesi koşuluyla Arnavutluk ile katılım müzakerelerine başlanması tavsiyesinde bulunmuştur.

Potansiyel Aday Ülkeler

Bosna-Hersek                                 

Statüsü: Potansiyel aday ülke

Potansiyel aday ülke statüsünde bulunan Bosna-Hersek, AB’ye üyelik başvurusunda bulunmayı beklemektedir. 1992-1995 Savaşı’nı sonlandıran Dayton Anlaşması’nın yarattığı karmaşık idari yapı ve ülkedeki siyasetçilerin ülkenin kurumları ve geleceğine ilişkin ortak bir vizyondan yoksun oluşu, ülkenin AB yolunda ilerleme kaydetmesine en büyük engel konumunda bulunmaktadır.

Bosna-Hersek’te Ekim 2010 seçimlerini takiben on altı ay boyunca devlet düzeyinde hükümetin kurulamamış olması, AB yolunda uygulanması gereken reformları aksaklığa uğratmış ve ülkenin AB tarafından eleştirilmesine yol açmıştır.

Avrupa Komisyonu, 27 Haziran 2012 tarihinde Bosna-Hersek ile Katılım Sürecine İlişkin Yüksek Düzey Diyaloğu (High Level Dialogue on the Accession Process − HLDAP) başlatmış ve AB’ye üyelik başvurusunda bulunabilmesi için ön koşul kabul edilen İstikrar ve Ortaklık Anlaşması’nın yürürlüğe girebilmesi için yerine getirmesi gereken koşulları ve zamanlarını içeren bir yol haritası sunmuştur. Yol haritasına göre, Bosna-Hersek’in anayasasını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 2009 yılında aldığı Sejdic-Finci kararı doğrultusunda üç kurucu halk olan Boşnak, Sırp ve Hırvatlar dışındaki etnik grupların da üst düzey kamu görevlerine seçilebilmesine imkân sağlayacak şekilde tadil etmesi gerekmektedir. Ancak, bu koşul için öngörülen tarih geçmesine rağmen siyasiler arasında anayasanın tadil edilmesine ilişkin bir uzlaşma sağlanamamıştır. Avrupa Komisyonu, Bosna-Hersek’i anayasa AİHM kararı doğrultusunda tadil edilmediği sürece AB ile bütünleşme sürecinde ilerlemenin mümkün olmayacağı konusunda uyarmış ve 2014 yılında yapılacak seçimlerin uluslararası standartlara uygun olarak gerçekleşmiş sayılmayacağını vurgulamıştır.

Avrupa Komisyonu, 2013 Yılı İlerleme Raporu’nun açıklanmasına sayılı günler kala Bosna-Hersekli siyasetçileri AİHM kararının uygulanması konusunda ilerleme kaydetmek üzere bir araya getirmiş buna karşılık, kayda değer bir ilerleme sağlanamamıştır. Bu durum karşısında, Komsiyon, 2013 yılı katılım öncesi mali yardım aracı IPA kapsamında ülkeye 2013 yılında verilmesi öngörülen fonların yüzde 54’ünün (47 milyon avro) askıya alınması için gerekli işlemlerin başlatıldığını açıklamıştır.

Komisyon, 16 Ekim 2013 tarihinde açıkladığı 2013 Yılı Bosna-Hersek İlerleme Raporu’nda ise Bosna-Hersek’in siyasi kriterleri yerine getirmekte kaydettiği ilerlemenin oldukça kısıtlı olduğuna dikkat çekmiş ve ülkedeki siyasetçiler arasında ülkenin ve kurumlarının geleceği ile ilgili ortak bir vizyon olmadığını yinelemiştir. Komisyon, AB’nin çabalarına rağmen Bosna-Hersekli siyasetçilerin, Bosna-Hersek Anayasası’nın, AİHM’nin 2009 tarihli Sejdic-Finci kararı doğrultusunda tadil edilmesi yolunda uzlaşıya varamadıklarını kaydetmiştir. Sejdic-Finci kararının uygulanmasının SAA’nın yürürlüğe girmesi ve ülkenin gerçekçi bir üyelik başvurusunda bulunması için kilit öneme sahip olduğunu belirten Komisyon, Bosna-Hersek’i, farklı düzeydeki yönetimlerle AB konularında işbirliğini sağlamaya yönelik etkili bir koordinasyon mekanizması oluşturulmadığı gerekçesiyle eleştirmiştir.

2014 yılı Bosna-Hersek İlerleme Raporu’nda, Bosna-Hersek’in AB ile bütünleşme sürecinin çıkmaza girdiğini ifade eden Komisyon, ülkenin AB yolunda yerine getirmesi gereken kilit reformları hayata geçirmek için gerekli siyasi iradeden yoksun olduğuna dikkat çekmiştir. Komisyon’un değerlendirmesinde, ülkede AB konularından sorumlu bir koordinasyon mekanizmasının oluşturulmaması ve AİHM’nin Sejdic-Finci Kararı’nın uygulanmaması başlıca eksiklikler olarak öne çıkmıştır. Komisyon,  ülkede 12 Ekim’de gerçekleştirilecek seçimlerin ardından tüm düzeylerde hükümetin ivedilikle kurularak, gerekli alanlarda somut reform adımlarının bir an önce atılması gerektiğine ve Bosna-Hersek siyasi yönetiminin sosyoekonomik reformlar ve ülkenin Avrupa gündemini derhal ele alması gerektiğine dikkat çekmiştir.

Almanya ve İngiltere Dışişleri Bakanları, 5 Kasım 2014 tarihinde, Bosna-Hersek’in AB ile bütünleşme sürecindeki çıkmazın aşılması için bir girişim önermiştir. AB Dışişleri Bakanları tarafından 15 Aralık 2014 tarihinde onaylanan söz konusu girişim doğrultusunda, Bosna-Hersek yönetiminin AB ile bütünleşme yolunda gerekli reformları kabul edeceğini taahhüt eden bir belge kabul etmesi koşulu getirilmiştir. Söz konusu belgenin ülkedeki tüm siyasi partilerin liderleri tarafından imzalanması ve parlamentoda onaylanmasının ardından, Konsey’in SAA’nın yürürlüğe girmesi konusunda kararını vereceği belirtilmiştir. AB Dışişleri Konseyi kararlarında, ülkenin reform gündemini ortaya koyan belgenin sosyoekonomik reformlar, hukukun üstünlüğü ve iyi yönetişim başta olmak üzere Kopenhag Kriterlerini karşılamaya yönelik reformları ve AB koordinasyon mekanizması oluşturulmasını kapsaması gerektiğine dikkat çekilmiştir.

Bosna-Hersek’in reform gündemini ortaya koyan belgenin 29 Ocak 2015 tarihinde ülkedeki siyasi parti liderleri tarafından imzalanarak, 23 Şubat 2015 tarihinde parlamentoda onaylanmasının ardından, 16 Mart 2015 tarihinde bir araya gelen AB Dışişleri Bakanları, 2008 yılında imzalanan SAA’nın yürürlüğe girmesini onaylamıştır. AB Dışişleri Bakanları tarafından kabul edilen karar metninde, reformların uygulanmasında anlamlı ilerleme kaydedilmesinin ülkenin AB’ye yapacağı üyelik başvurusunun değerlendirilmesi bakımından önem taşıdığı vurgulanmıştır.

SAA, 21 Nisan 2015 tarihinde AB Konseyi'nde onaylanmasını takiben, 1 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Avrupa Komisyonu, Bosna-Hersek’in muhtemel üyelik başvurusunu göz önünde bulundurabilmesi için reformlar konusundaki taahhütlerinin pratiğe dökülmesinin önemine dikkat çekmiştir. 2015 Yılı Bosna-Hersek İlerleme Raporu’nda, Reform Gündeminin Temmuz 2015’te kabul edilmesi, olumlu bir gelişme olarak not edilmiş, yolsuzluk ve örgütlü suçlarla mücadele dahil olmak üzere hukukun üstünlüğü alanındaki reformlar ile sosyoekonomik reformların hayata geçirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. 

Bosna-Hersek, 15 Şubat 2015 tarihinde AB'ye üyelik başvurusunda bulunmuştur. 20 Eylül 2016 tarihinde AB Konseyi, Komisyonu Bosna-Hersek’in AB üyelik başvurusu hakkında görüş hazırlamakla görevlendirmiştir. 2016 Yılı İlerleme Raporu'na göre, Bosna-Hersek'in sosyoekonomik reform ivmesini sürdürmesi, derin yapısal sorunları ele alması, tüm yönetim düzeylerinde hukukun üstünlüğü ve kamu yönetimini güçlendirmesi gerekmektedir.

 

Kosova                                                                                                                           

Statüsü: Potansiyel aday ülke

Bağımsızlığını 17 Şubat 2008’de ilan eden Avrupa’nın en genç devleti Kosova potansiyel aday ülke konumundadır. Kosova’nın beş AB üyesi devlet (Romanya, Slovakya, İspanya, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi) tarafından tanınmaması ve AB’nin Kosova’nın statüsüne ilişkin ortak bir görüşü olmaması da Kosova’nın AB ile ilişkilerinde sorun teşkil etmektedir.

Avrupa Komisyonu, 27 Mart 2012 tarihinde ileride İstikrar ve İşbirliği Anlaşması (Stabilisation and Association Agreement − SAA) müzakerelerine başlanması görüşüyle İstikrar ve İşbirliği Anlaşması’na yönelik fizibilite çalışmasını başlatmıştır. Fizibilite çalışmasının sonuçlarını 2012-13 Genişleme Stratejisi kapsamında açıklayan Komisyon, Kosova’nın SAA’ya yönelik müzakerelere başlamak için büyük ölçüde hazır olduğunu belirtmiş ve kısa vadeli önceliklerde yeterli ilerleme kaydedildiği takdirde müzakere direktiflerini sunacağını kaydetmiştir. 13 Aralık 2012 tarihinde bir araya gelen AB liderleri ise, Kosova ile SAA müzakerelerinin başlanmasına ilişkin kararın 2013 ilkbaharında AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton ve Komisyon tarafından sunulacak raporun bulguları doğrultusunda, Haziran 2013 AB Liderler Zirvesi’nde verileceğini açıklamışlardır.

Kosova ile Sırbistan Başbakanları iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi için AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton arabuluculuğunda sürdürülen Belgrad-Priştine diyaloğu kapsamında bir araya gelmektedir. 19 Nisan 2013’te Kosova ile Sırbistan Başbakanları arasında AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton arabuluculuğunda iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi amacıyla yürütülen diyalogda, Kuzey Kosova’nın yönetimi ve ilişkilerin normalleştirilmesi konusunda tarihi bir anlaşmaya varılmıştır. Komisyon ve Yüksek Temsilci tarafından 22 Nisan’da sunulan ortak raporda, Kosova’nın belirlenen öncelikleri yerine getirdiği belirtilmiş ve Kosova ile SAA’ya yönelik müzakerelere başlanmasını önerilmiştir. Komisyon, aynı zamanda Kosova’nın AB programlarına katılımına imkân sağlayacak bir teklif sunmuştur. 27-28 Haziran’da gerçekleştirilen AB Liderler Zirvesi’nde, Kosova ile SAA müzakerelerine başlanmasına onay verilmiştir.

Avrupa Komisyonu, 16 Ekim 2013 tarihinde açıkladığı 2013 Yılı Kosova İlerleme Raporu’nda, AB Liderler Zirvesi’nin, Haziran 2013’te SAA’ya yönelik müzakerelerin başlamasına onay verilmesiyle, Kosova’nın AB ile ilişkilerde yeni bir etaba geçtiğini belirtmiştir. Kosova’nın yolsuzlukla ve örgütlü suçlarla mücadele alanında atması gereken adımlara dikkat çeken Komisyon, Ocak 2012’de başlatılan vize serbestîsine yönelik diyaloğa ilişkin raporun ise 2014 yılının ilk yarısında sunulacağını belirtmiştir.

Kosova ile SAA müzakerelerine 28 Ekim 2013 tarihinde başlanmıştır. Kosova ile AB arasında ilk kez kapsamlı bir akdi ilişki oluşturacak olan SAA, aynı zamanda ülkenin AB ile bütünleşme sürecinde de bir dönüm noktası olarak kabul edilmektedir. Kosova ile SAA müzakereleri Mayıs 2014’te tamamlanmış ve AB ile bütünleşme yolunda ön adım olarak nitelendirilen SAA, 25 Temmuz 2014 tarihinde parafe edilmiştir. Parafe edilmesinin ardından, AB Konseyi ve Avrupa Parlamentosu’na onay için iletilen SAA’nın AB’ye tüzel kişilik kazandıran Lizbon Antlaşması uyarınca, AB tarafından akdedilmesi öngörülmektedir. Bu kararın alınmasında, Kosova’nın statüsünü tanımayan beş Üye Devletin (İspanya, Romanya, Slovakya, Yunanistan ve GKRY) durumları etkili olmuştur.

2014 yılı Kosova İlerleme Raporu’nda, SAA’nın parafe edilmesini Kosova-AB ilişkilerinde bir dönüm noktası olarak nitelendiren Komisyon, Kosova’nın başta hukukun üstünlüğü alanında olmak üzere kilit reformları hayata geçirmesi gerektiğini vurgulamıştır. Komisyon, Kosova’da 8 Haziran 2014’te gerçekleşen seçimlerin ardından artan siyasi kutuplaşmanın yarattığı çıkmazın bazı önemli reformların hayata geçirilmesini de büyük ölçüde sekteye uğrattığını belirtmiştir. Hukukun üstünlüğü alanında, özellikle yargının bağımsızlığı ile örgütlü suçlar ve yolsuzlukla mücadele konularındaki eksikliklerin endişe verici olduğu tespitine yer veren Komisyon, Priştine’nin vize diyaloğunda belirtilen konuları ele alması ve giderek artan işsizliğin üstesinden gelinmesi için yapısal reformlara duyulan ihtiyacı vurgulamıştır. Komisyon, bunun yanında öncelikli olarak ele alınması gereken konuları kamu yönetimi reformu, seçim sistemi reformu ve azınlıkların korunması olarak sıralamıştır.

Kosova’nın AB ile bütünleşme sürecinde kaydettiği ilerlemenin reform çabaları kadar Sırbistan ile ilişkilerin normalleştirilmesine yönelik Belgrad-Priştine diyaloğuna bağlılığının da bir sonucu olduğuna dikkat çeken Komisyon, Kosova’nın yeni hükümetinin bölgesel işbirliğine ve Belgrad-Priştine diyaloğuna bağlılığını sürdürmesi gerektiğini vurgulamıştır. 

AB arabuluculuğunda yürütülen üst düzey Belgrad-Priştine diyaloğu kapsamında, ülkenin kuzeyinde Sırp Belediyeler Birliği kurulması, enerji, telekom ve Mitrovica köprüsünde dolaşıma ilişkin bir dizi anlaşma imzalanmıştır. Özellikle Sırp Belediyeler Birliği konusundaki anlaşma AB tarafından olumlu karşılanmasına rağmen muhalefetin tepkisine yol açmıştır. 

Kosova’nın savaş suçlarını soruşturmak üzere Özel Savcılık ve Özel Mahkeme kurma yönünde attığı adımlar ile Sırbistan ile Sırp Belediyeler Birliği konusunda anlaşmaya varılması 2015 Yılı Kosova İlerleme Raporu’na olumlu şekilde yansımış,  buna karşılık ülkede seçimlerin ardından yaşanan altı aylık siyasi çıkmazın reformları geciktirdiği eleştirilmiştir. 2015 Yılı İlerleme Raporu’nda, Kosova’nın AB’ye uyumunun birçok alanda erken aşamada olduğu belirtilmektedir.

Kosova ile AB arasındaki SAA,  27 Ekim 2015 tarihinde imzalanmıştır. Anlaşma, onay süreçlerinin tamamlanmasının ardından 1 Nisan 2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 2016 Yılı İlerleme Raporu'na göre, SAA'nın yürürlüğe girmesi ve Mayıs 2016’da Komisyonun vize serbestliğine yönelik olumlu görüş bildirmesi şüphesiz son bir yıl içerisinde kaydedilen en önemli gelişmeler olmuştur. Batı Balkan ülkeleri arasında vatandaşları AB’ye vize serbestliğinden istifade etmeyen tek ülke konumundaki Kosova’nın vize serbestliği yol için Karadağ ile sınır anlaşmasını onaylaması ve yolsuzlukla ve örgütlü suçlarla mücadele alanındaki sicilin güçlendirmesi gerekmektedir.2016 İlerleme Raporu'na göre, parlamentoda yaşanan siyasi çıkmazın bir an önce çözüme kavuşturulması, hukukun üstünlüğü alanında ve yapısal reformlar ile yüksek işsizlik oranının ele alınması Kosova'nın AB ile bütünleşme süreci açısından önem taşımaktadır.

Avrupa Birliği’nin genişleme süreci hakkında güncel bilgiye Avrupa Komisyonu’nun Avrupa Komşuluk Politikası ve Genişleme Müzakereleri Genel Müdürlüğü’nün (DG NEAR) resmi internet sayfasından http://ec.europa.eu/enlargement/index_en.htm adresinden ulaşılabilir.

Güncellenme tarihi: Aralık 2016

E-Bülten Kayıt

İKV KURUCU VE MÜTTEVELLİ KURUMLARI

© 2017 İKV Bütün Hakları Saklıdır.
Designed By: OrBiT