Buradasınız: » ANA SAYFA » AVRUPA BİRLİĞİ » AB GÜNCEL » 2016 » NİSAN

NİSAN

AB-Ukrayna Ortaklık Anlaşması’na Hollanda Referandumunda “Hayır” Oyu

AB’nin 2014 yılında Ukrayna ile imzaladığı Ortaklık Anlaşması, 6 Nisan 2016 tarihinde Hollanda’da referanduma götürüldü. Katılım oranının yüzde 32,2 olduğu referandumda, katılımcıların yüzde 61,1’i anlaşmaya “hayır” derken, yüzde 38,1’i “evet” oyu kullandı.

Hatırlanacağı üzere, AB ile Ukrayna arasında 2014 yılında imzalanan Ortaklık Anlaşması’nın iki taraf arasında yakın ilişkiler kurması ve Ukrayna ekonomisini canlandırması bekleniyordu. Ancak, dönemin Ukrayna Başkanı Viktor Yanukoviç Anlaşmayı imzalamaktan vazgeçmişti. Bunun üzerine ülkede Meydan Olayları olarak anılan hükümet karşıtı gösteriler başlamıştı.

Yanukoviç’ten sonra başa gelen yeni hükümetin Ortaklık Anlaşması’nı imzalamasının ardından AB üye ülkeleri de Anlaşmayı onaylamaya başladı; ancak, Hollanda’da “AB Vatandaşları Komitesi” adlı oluşumun başlattığı imza kampanyasının sonucunda toplanan imzaların yasaların öngördüğü yeterli sayıda olduğuna karar verildi ve Hollanda Seçim Kurulu Ortaklık Anlaşması’nın referanduma götürüleceğini açıkladı. “AB ile Ukrayna arasındaki Ortaklık Anlaşması’nın onaylanmasını öngören yasayı kabul ediyor musunuz?” sorusunun sorulduğu referandumun sonucu bağlayıcı olmamakla birlikte hükümete bir tavsiye niteliği taşıyor. 

 

İsviçre Paris Anlaşması’nı imzalayan ilk ülke

İsviçre Federal Hükümeti tarafından yapılan açıklamada, 12 Aralık 2015 tarihinde 195 ülke tarafından onaylanan ve 2020 yılında Kyoto Protokolü’nün yerine geçecek Paris Anlaşması’nın imzalanmasına yönelik resmi onay verildiği açıklandı. İsviçre böylece 22 Nisan 2016 tarihinde başlayacak resmi imza sürecinden önce Paris Anlaşması’nı imzalayan ilk ülke oldu. İsviçre’nin Paris Anlaşması için BM’ye sunduğu ulusal katkısı (Intended Nationally Determined Contribution-INDC) 1990 yılına göre 2030 yılında emisyonlarda yüzde 50. İsviçre aynı zamanda küresel emisyonların sadece yüzde 0,1’inden sorumlu ve yıllık emisyon miktarı 6,4 ton.

 

AB-Kosova İstikrar ve Ortaklık Anlaşması Yürürlüğe Girdi

AB ile Kosova arasında 27 Ekim 2015 tarihinde imzalanan İstikrar ve Ortaklık Anlaşması (SAA), 1 Nisan 2016 tarihinde yürürlüğe girdi. AB ile Kosova arasındaki akdi ilişkilerin ana çerçevesini oluşturacak SAA, Priştine’nin AB ile yakınlaşması açısından önemli bir fırsat olarak görülüyor. AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, SAA’nın yürürlüğe girmesi ile birlikte Kosova-AB ilişkilerinde yeni bir aşamaya geçildiğini belirterek, anlaşmanın gerek Kosova’da gerekse bölgede barış, istikrar ve refaha önemli katkılar sunduğunu kaydetti. Mogherini, Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier ile birlikte Kosova’da yayımlanan Koha Ditore isimli gazete için kaleme aldığı makalede, SAA’nın yürürlüğe girmesini Kosova, Balkanlar ve Avrupa için yeni bir başlangıç olarak nitelendirirken, SAA’nın savaştan 15 yıl sonra Kosova’nın Avrupa perspektifini ve AB’nin Kosova’ya olan bağlılığını teyit ettiğini belirtti. Avrupa Komisyonunun Komşuluk Politikası ve Genişleme Müzakerelerinden Sorumlu Komisyon Üyesi Johannes Hahn da yaptığı açıklamada, anlaşmayı Kosova-AB ilişkileri açısından bir dönüm noktası olarak nitelendirirken, anlaşmanın Kosova’ya reformların uygulanması, ticaret ve yatırım imkânları açısından yaratacağı katkılara değindi.

Ekim 2013-Mayıs 2014 tarihleri arasında müzakere edilen SAA, 27 Ekim 2015 tarihinde imzalanarak 12 Şubat 2016 tarihinde Kosova ile AB arasında resmen akdedilmişti. SAA, Kosova ile AB arasında bir serbest ticaret alanı tesis ederken, rekabet, devlet yardımları ve fikri mülkiyet gibi alanlarda AB standartlarının uygulanmasını getiriyor. SAA, bunların yanında AB ile Kosova arasında siyasi diyalog tesis edilmesini ve eğitimden istihdama, enerji ve çevreden adalet ve içişlerine uzanan geniş bir yelpazede işbirliği olanaklarının geliştirilmesini öngörüyor.

 

AB’den Uyuşturucu Pazarı Raporu

Avrupa Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığını İzleme Merkezi (EMCDDA) ve Avrupa Polis Teşkilatı (Europol) tarafından 2016 Uyuşturucu Pazarları Raporu yayımlandı. Raporda, AB vatandaşlarının uyuşturucu kullanımına her yıl 24 milyar avro harcadığını açıklanıyor. Kaçakçılık ve terörizm gibi diğer suçlar ile arasında önemli ölçüde bağ olduğu belirtilen raporda, uyuşturucu pazarlarının organize suçlar arasında en fazla kar getiren yerler olduğuna dikkat çekiliyor.

Küreselleşme ve yeni teknolojilerin yasa dışı suçları önemli derecede hızlandırdığına dikkat çekilen raporda, özellikle uluslararası işbirliğinin artırılması ve ulusal otoriteler ile ilgili sektörlerin işbirliğini güçlendirmeleri çağrısı yapılıyor. Raporda, AB’de 22 milyon kişinin kullandığı kenevir maddesinin en fazla kullanılan uyuşturucu maddesi olduğu belirtiliyor. Bu maddenin 9,3 milyar avroluk değer ile uyuşturucu piyasasının yaklaşık yüzde 38’ini oluşturduğu tespiti yapılıyor. İkinci sırada yer alan eroin piyasasının 6,8 milyon avroluk bir değere sahip olduğu ve maddenin AB’ye girişinde Balkan ülkelerinin kolidor bölge konumunda bulunduğu açıklanıyor. Kokain piyasasının ise 5,7 milyarlık piyasa ile üçüncü sırada yer aldığı, Kolombiya ve Venezuela’dan deniz ve hava yolu ile AB’ye girişinin yapıldığı belirtiliyor.

Avrupa Komisyonunun Göç, İçişleri ve Vatandaşlıktan Sorumlu Üyesi Dimitris Avramopulos yaptığı açıklamada, istikrarın olmadığı bölgelerde bu tür faaliyetlerin daha etkili olduğunu ifade etti. Europol Müdürü Rob Wainwright ise yasa dışı suçlar sebebiyle AB’de iç güvenliğin tehlikeye girdiğinin altını çizdi.

 

Uluslararası Vergi Yolsuzluğunda Adı Geçen İzlanda Başbakanı İstifa Etti

Panama Belgeleri olarak bilinen uluslararası vergi yolsuzluğu skandalına adı karışan İzlanda Başbakanı Sigmundur David Gunnlaugsson 5 Nisan 2015 tarihinde görevinden istifa ettiğini açıkladı. Ülkede giderek artan tepkiler üzerine İzlanda Başbakanı Sigmundur David, Cumhurbaşkanı Olafur Ragnar Grimsson’a Parlamentoyu lağvetmesini ve erken seçime gidilmesini teklif etti ancak teklifi reddedilince istifa kararı aldı.

Bilindiği üzere, Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu'nun, merkezi Panama’da bulunan hukuk firması Mossack Fonseca’nın 40 yılı aşkın süredir tuttuğu belgelere ulaşarak bunları basın kuruluşlarıyla paylaşması sonucu Panama Belgeleri (Panama Papers) Skandalı ortaya çıktı. Aralarında dünya liderleri ve politikacıların da bulunduğu çok sayıda kişinin, off-shore şirketleri üzerinden vergi kaçakçılığı ve kara para aklama gibi yasa dışı eylemlerde bulunduğu belirtiliyor.

Avrupa Kamu Hizmetleri Çalışanları Birliği de konuya ilişkin bir basın duyurusu ile AB liderlerinin, vergi cennetleri ve vergi sırlarına son verilmesine ilişkin verdikleri sözlere karşın mevcut düzenlemelerin engellenmesinde yetersiz kaldığı belirtildi. Avrupa Kamu Hizmetleri Çalışanları Birliği yayımladıkları bildiri ile vergi sistemlerinde tam şeffaflık sağlanmasına yönelik dilekçeyi de imzaya açtı.

 

Komisyon ve Avrupa Konseyi’nden Türkiye ve Batı Balkanlara Yeni Destek Aracı

Avrupa Komisyonu’nun Komşuluk Politikası ve Genişleme Müzakerelerinden Sorumlu Üyesi Johannes Hahn ve Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjørn Jagland 11 Nisan 2016 tarihinde AB ile Avrupa Konseyi arasında anlaşmaya varılan, Türkiye ve Batı Balkanlara yönelik destek aracının (EU/CoE Horizontal Facility for Western Balkans and Turkey ) imza töreninde bir araya geldi. Üzerinde anlaşmaya varılan araç ile AB ve Avrupa Konseyi’nin özellikle Türkiye ve Batı Balkanlarda meydana gelen hukukun üstünlüğü ve insan hakları ihlallerinin önüne geçilmesine katkı sağlaması öngörülüyor.

AB ve Avrupa Konseyi tarafından kurulan bu işbirliği, özellikle yargı reformu, yolsuzluklarla ve organize suçlarla mücadele, dezavantajlı grupların korunması ve eşitlik konularına yoğunlaşacak. Komisyon tarafından yapılan açıklamada, bu çerçevede, önümüzdeki üç yıl içerisinde kullanılmak üzere Komisyon tarafından 20 milyon avro, Avrupa Konseyi tarafından ise 5 milyon avro sağlanması öngörülüyor. 

 

Vergilendirmede Uluslararası Şirketlerin Şeffaflığını Sağlamaya Yönelik Komisyon Teklifi

Avrupa Komisyonu tarafından 12 Nisan 2016 tarihinde vergilendirmede şeffaflığa ilişkin bir yönerge teklifi sunuldu. Söz konusu yönerge AB üye ülkelerinde yıllık 750 milyon avronun üzerinde geliri olan çok uluslu şirketlerin ülke bazında raporlama esasına göre karlarını nerede elde ettikleri ve nerede vergi ödediklerine dair bilgiyi her yıl yayınlamalarını içeriyor. 2013/34/EU sayılı Muhasebe Yönergesinde değişiklik getiren yeni yönerge tasarısı kapsamında çok uluslu şirketlerin AB dışında elde ettikleri karların toplamını da yayınlamaları ve aynı kuralların AB’de faaliyet gösteren ve AB üyesi olmayan uluslararası şirketlere de uygulanması öngörülüyor.

Avrupa Komisyonunun Mali İstikrar, Finansal Hizmetler ve Sermaye Piyasaları Birliğinden Sorumlu Üyesi Jonathan Hill yeni düzenlemenin onaylanmasıyla farklılık gösteren vergi uygulamalarının daha istikrarlı hale geleceğini ve vergi şeffaflığı ile beraber rekabetçi bir ortamın sağlanacağını belirtti. AP ve AB Konseyine sunulan ve kısa zamanda kabul edilmesi beklenen yönerge tasarısının kabulünden sonra yürürlüğe girmesiyle birlikte bir yıl içinde üye ülke mevzuatlarına aktarılması öngörülüyor.

 

AP Yeni Veri Koruma Düzenlemelerini Kabul Etti

AP 14 Nisan 2016 tarihinde dijital verilere ilişkin yeni kuralları onayladı.  AB’nin veri koruma paketi, AB vatandaşlarına kendi özel bilgileri üzerinde daha fazla kontrol imkânı verirken aynı zamanda AB genelinde dijital verilerin korunmasına ilişkin çağa uyumlu ortak ve ileri düzeyde kurallar getiriyor. Reform niteliğindeki yeni düzenlemelerin, internetin yeni kullanılmaya başlandığı 1995 yılına dayanan veri korumaya ilişkin mevcut yönergenin yerine geçmesi ve vatandaşların, kullandıkları akıllı telefonlar, sosyal medya, internet bankacılığı gibi dijital araçlarda yer alan kişisel verileri üzerinde daha fazla kontrol elde etmelerini öngörüyor.

Yeni düzenlemeler şu konularda hükümler içeriyor:

- Unutulma hakkı;

- Kişilerin özel verilerinin işlenmesine ilişkin açık ve kesin rıza;

- Kişisel verilerin başka bir hizmet sağlayıcısına aktarım hakkı;

- Bir kişinin kişisel verilerinin “hacklenmesi” halinde bunun ne zaman gerçekleştiğini bilme hakkı;

- Teminat edilen gizlilik ilkesinin açık ve anlaşılabilir bir dille açıklanması;

- Caydırıcı tedbirler olarak, kuralları ihlal etmeleri halinde şirketlere dünya çapında yıllık cirolarının yüzde 4’üne kadar para cezası uygulanması.

Yeni düzenlemeler mağdur, suçlu veya şahit olsun ya da olmasın, suçların önlemesi, soruşturulması ve cezai takibatına veya cezai uygulamalarına yönelik kişilerin veri aktarımlarına ilişkin haklarını ve sınırlamaları düzenleyerek korunmasını hedefliyor. Yeni düzenlemeler aynı zamanda veri otoriteleri arasında daha düzenli ve etkili işbirliği sağlanmasını öngörüyor. Söz konusu düzenlemeler AB Resmi Gazetesi’nde yayımlanmasını takiben 20 gün içinde yürürlüğe girecek.

 

2016 AB Adalet Skor Tahtası Açıklandı

Avrupa Komisyonu, 11 Nisan 2016 tarihinde 2013 yılından beri hazırladığı Adalet Skor Tahtası’nın 4’üncüsünü (EU Justice Scoreboard) yayımladı.  Adalet Skor Tahtası, tüm üye ülkelerde bulunan adalet sistemlerinin kalitesine, bağımsızlığına ve etkinliğine ilişkin temel verileri değerlendiriyor. Adalet Skor Tahtası’nın ana amacı AB içinde daha etkili adalet sistemlerinin oluşması, Son yayımlanan Adalet Skor Tahtası birçok üye ülkede adalet sistemine yönelik yeni önlemlerin alındığı bir döneme rastlıyor. Söz konusu tahtaya standartlar, eğitim, anket ve adli yardım gibi yeni kalite endeksleri de dâhil edildi.

2016 AB Skor Tahtası, üç öncelikli alana dikkatleri çekiyor:

- Adalet sistemlerinin etkinliği;

- Kalite göstergeleri;

- Bağımsızlık

Adalet Skor Tahtası’nın verilerinde en dikkat çeken bağımsızlığa ilişkin bölüm oldu. Şubat-Mart 2016’da düzenlenen Eurobarometre anketine göre; İskandinav ülkelerinin kamuoyunda, mahkemelerin bağımsızlığına ilişkin güçlü bir algı varken, AB’ye katılan yeni üye ülkelerde aksine olumsuz bir algı gözlemleniyor. Kamuoyu rakamlarına bakıldığında Danimarka’da ankete cevap verenlerin neredeyse yüzde 90’ının mahkemelerin bağımsızlığına ilişkin algısı olumlu iken, Bulgaristan’da yüzde 60’ın üzerinde olumsuz bir algı bulunuyor. Şirketlerin algısında da benzer bir tablo görülüyor. Danimarka’da şirketler arasında mahkeme ve hâkimlerin bağımsızlığı algısı yüzde 41 ile en olumlu seviyedeyken, Slovakya’da ise yüzde 40’ın üzerinde bir oranda olumsuz.

Daha ayrıntılı bilgi için 2016 Adalet Skor Tahtası’na buradan ulaşabilirsiniz. 

 

Avrupa Komisyonu Yunanistan’ın Göçmelere Yönelik Eylem Planı’nı Değerlendirdi

Avrupa Komisyonu 12 Nisan 2016 tarihinde Yunanistan’ın sınır yönetimine ilişkin Eylem Planı’na yönelik değerlendirmelerini içeren bir tebliğ yayımladı. Avrupa Komisyonunun söz konusu eylem planına ilişkin değerlendirmeleri geçici sınır kontrollerine son verilmesi ve 2016 sonuna kadar Schengen Alanı’nın normal işleyişinin yeniden sağlanmasını amaçlayan Schengen’e Dönüş Yol Haritası’na ilişkin belirlenen süreçte diğer bir aşamayı teşkil ediyor.  

Avrupa Komisyonunun değerlendirmesi Yunanistan’ın dış sınır kontrollerinin yönetimine ilişkin eksikliklerini gidermede uygulaması öngörülen eylem planında kaydettiği ilerlemeyi ortaya koyuyor. Komisyon, Yunanistan’ın Eylem Planı’nda önemli ilerleme kaydetmiş olmakla birlikte plana ve uygulanmasına ilişkin daha fazla ilerleme sağlaması gerektiğine işaret ediyor.  Eylem Planı, kayıt prosedürleri için gerekli personelin ve sığınmacı karşılama imkânlarının artırılması, bilgi işlem sisteminin geliştirilmesi,  etkili bir sınır kontrol sisteminin kurulmasına ilişkin detayları içeriyor. Komisyonun değerlendirmesinde, önerilen eylemlerin uygulanmasının doğru bir şekilde değerlendirilebilmesi amacıyla bazı eylemler için daha fazla detay ve netlik gerektiği belirtiliyor. Eylemlerin tamamlanması için gerekli detaylı zaman çizelgelerinin olmaması, Eylem Planı’nda yer alan tavsiyeleri gerçekleştirecek yetkili kurumlar hakkında bilgi eksikliği, Yunanistan’ın AB fonlarından aldığı sağladığı finansmanın uygun bir şekilde kullanılabilmesi için Ulusal Programının yeniden önceliklendirilmesi ve gerekli kaynakların önceden sağlanmasının gerektiği belirtiliyor.

Avrupa Komisyonu Yunanistan’ın eksikliklerini tamamlanmasına ilişkin gerekli açıklamaları 26 Nisan 2016 tarihinde kadar yapılmasını talep ederken ülkeye desteğini sürdüreceğini belirtti.

 

Türkiye Yeni İklim Rejimi Olan Paris Anlaşması’nı İmzaladı

New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde 22 Nisan 2016 tarihinde gerçekleşen açılış töreninde yeni iklim rejimi olan Paris Anlaşması için imza süreci başlatıldı. 12 Aralık 2015 tarihinde 195 ülke tarafından Paris’te onaylanan metnin 21’nci Maddesi uyarınca, Anlaşma’nın yürürlüğe girmesi için, küresel sera gazı emisyonlarının tahminen en az yüzde 55’ine tekabül eden ve en az 55 ülkenin Anlaşma’ya taraf olması koşulu bulunuyor. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne taraf olan ülkelerin imzasına açılan Paris Anlaşması, 22 Nisan’da aralarında Türkiye’nin de olduğu 175 ülke tarafından imzalandı. Ancak Paris Anlaşması’nın kesin olarak yürürlüğe girmesi için imzasını atan ülkelerin kendi ulusal onay süreçlerini tamamlamaları gerekiyor. ABD ve Çin onay süreçlerini bu yıl içinde tamamlayacaklarını duyururken, Türkiye’nin de konuyu TBMM’ye iletmesi bekleniyor.

Açılış töreninde Türkiye adına Paris Anlaşması'nı imzalayan Çevre ve Şehircilik Bakanı Fatma Güldemet Sarı konuşmasında, iklim değişikliği ile mücadelede Türkiye’nin elini taşın altına koyduğunu belirtti. Bakan Sarı, iklim değişikliğinin çağın en büyük sorunlarından birisi olduğunu, bu sorunun küresel eylemleri gerekli kıldığını ve Paris Anlaşması’nın ise bir dönüm noktası yarattığını açıkladı. Bakan Sarı konuşmasında, Anlaşma’nın başarısının, ülkelere sağlanacak yeterli finansman ve teknoloji transferi ile ilgili taahhütlerin gerçekleştirilmesine bağlı olacağını kaydetti. AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Hansjörg Haber ise imza süreci öncesinde konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Türkiye’nin iklim eylemi için atması gereken önemli adımların olduğunu belirtmişti.

 

AB Yolcu İsim (PNR) Yönergesi’ni Kabul Etti

AB genelinde gerçerli olacak AB Yolcu İsim Yönergesi (EU Passanger Name Record-PNR) Konsey tarafından 21 Nisan 2016 tarihinde kabul edildi. Yönerge, 14 Nisan 2016 tarihinde AP’de düzenlenen oylamada 179’a karşı 416 oyla kabul edilmişti. Avrupa Komisyonu tarafından ilk olarak 2011 yılında önerilen yolcuların isim ve uçuş bilgilerinin paylaşılması teklifi, Paris ve Brüksel’de gerçekleşen terör saldırılarının ardından tekrar gündeme getirildi. PNR, AB’deki güvenlik ve istihbarat birimlerine, AB üye ülkelerine giren ve çıkan yolcuların bilgilerine daha kolay erişim imkânı sunacak. Yönergenin, üye ülkelerin Avrupa Komisyonuna bildirdiği durumlarda, AB içi uçuşlara da uygulanması öngörülüyor. AB daha önce ABD, Kanada ve Avustralya ile bu tür bilgilerin paylaşımına ilişkin bir anlaşma imzalamıştı.

 

Avrupa Yatırım Planı’nın İlk Projesi Yunanistan’da Başladı

18 Nisan 2016 tarihinde Avrupa Yatırım Planı kapsamında Yunanistan’da ilk projenin uygulanması için start verildi. Avrupa Komisyonunun İstihdam, Büyüme, Yatırım ve Rekabet Gücünden Sorumlu Başkan Yardımcısı Jyrki Katainen yaptığı açıklamada Avrupa Yatırım Planı kapsamında Avrupa Yatırım Bankasının Yunanistan’da ilk projeyi onaylamasından memnuiyet duyduğunu açıkladı. Söz konusu proje Ar-Ge ve yenilikçilik alanında uygulanacak. Yunanistan’ın Avrupa Stratejik Yatırım Fonu’ndan önemli oranda yaralanma imkânı olduğunu belirten Katainen, başta KOBİ’ler olmak üzere turizm ve gıda gibi stratejik sektörlerin bankalar ve aracı kurumlar vasıtasıyla Avrupa Yatırım Planı’ndan yararlanabileceğine işaret etti. Şimdiye kadar AB’de Avrupa Stratejik Yatırım Fonu kapsamında Avrupa Yatırım Bankası tarafından 7,8 milyar avro tutarında 57 proje onaylandı. Avrupa Yatırım Fonu ise 165 KOBİ ile 3,4 milyar avro tutarında finansman anlaşması imzaladı.

 

AB’de Kamu Alımlarında Yeni Dönem

Kamu alımlarına ilişkin yeni düzenlemeler 18 Nisan 2016 itibarıyla tüm AB üye ülkelerinde yürürlüğe girdi. Yeni kurallar, kamu idareleri ve şirketleri için prosedürleri basitleştirirken yolsuzluğun önlenmesini, sosyal ve çevreye duyarlı bir ekonominin desteklenmesini ve şeffaflığın artırılmasını hedefliyor. Yaklaşık 250 bin kamu ihalesi kuruluşunu ilgilendiren bu yeni kurallar ile AB kamu ihalesi piyasasının daha rekabetçi hale gelmesi sağlanırken, “ulusal satın al” politikalarının önlenmesi, malların ve hizmetlerin serbest dolaşımının desteklenmesi amaçlanıyor. 

Yeni kuralların en önemli özelliği, yetkililerin büyük ihaleleri küçük parçalara ayırmasına böylece daha küçük şirketlerin de büyük ihalelerde yer almasına imkân sağlaması olarak öne çıkıyor. Böylece yeni kurallar ile küçük şirketleri yıllık cirolarının yetersizliği nedeniyle büyük ihalelerin dışında bırakan kuralların esnetilmesi sağlanacak. Ayrıca Avrupa Tek İhale Belgesi (European Single Procurement Document-ESPD), şirketler için ihalelere başvuru sürecini oldukça basitleştirirken, sadece kazanan teklif sahibinin tüm belgeleri sunmasını zorunlu kılıyor. 

Yeni kurallar kamu ihalelerine farklı bir bakış açısı getirerek, sadece masrafların asgari hale getirilmesinin ötesine geçiyor. Aynı zamanda sosyal içermenin ve yenilikçiliğin desteklenmesini içeriyor. Örneğin, bazı ihale süreçleri çalışanlarının en az yüzde 30’u dezavantajlı kişilerden oluşan şirketlerle sınırlandırılabilecek.

 

AB’den Yunanistan’daki Mültecilere Yönelik 83 Milyon Avroluk Yardım

Avrupa Komisyonu 19 Nisan 2016 tarihinde AB’nin yeni Acil Yardım Mekanizması kapsamında Yunanistan’daki mültecilerin barınma koşullarının iyileştirmesi amacıyla 86 milyon avro miktarında mali yardımı onayladı. Avrupa Komisyonunun İnsani Yardım ve Kriz Yönetiminden Sorumlu Üyesi Christos Stylianides Atina’da mali yardım anlaşmasının imza töreninde konuya ilişkin yaptığı açıklamada, AB sınırları içinde bulunan mültecilerin yaşam koşullarının iyileştirilmesi için Birliğin bir an önce harekete geçmesi gerektiğini belirtirken yeni insani yardımın Yunanistan hükümeti ve yerel STK’lar tarafından kullanılacağını ifade etti.

Avrupa Komisyonunun İnsani Yardım ve Kriz Yönetiminden Sorumlu Üyesi Christos Stylianides, Yunanistan ziyareti kapsamında Yunanistan’ın Göç Politikasından Sorumlu Bakanı Ioannis Mouzalas ve Atina Belediye Başkanı Giorgos Kaminis ile birlikte Eleonas bölgesinde yaşayan mültecileri ziyaret etti. Avrupa Komisyonu 86 milyon avroluk yeni insani yardımın Yunanistan’da yaşayan mültecilerin temel sağlık hizmetlerine erişimi, beslenme ve daha iyi hijyen koşullarında yaşamaları için harcanmasını öngörüyor. Bilindiği üzere, 2014-2020 ulusal programı kapsamında sağlanan 509 milyon avroluk yardıma ek olarak Avrupa Komisyonu tarafından 2015 yılından bu yana Yunanistan’a 181 milyon avro tutarında destek sağlandı. 

 

AB Hibrit Tehditlere Karşı Safları Sıkılaştırıyor

19 Nisan 2016 tarihinde Lüksemburg’da bir araya gelen AB Savunma Bakanları, hibrit (çok boyutlu) tehditlere karşı savunmanın güçlendirilmesi konusunu ele aldı. Konuya ilişkin kabul edilen kararlarda, AB’ye komşu bölgelerde devlet ve devlet dışı aktörlerin hibrit stratejilere başvurmalarının AB, Üye Devletleri ve ortaklarından, hibrit tehditlerin önlenmesi için acil yanıt gerektirdiğinin altı çizildi. Bu kapsamda, güvenlik ve savunmanın temelde Üye Devletlerin sorumluluğu olduğu belirtilirken, AB mekanizmalarının harekete geçirilmesi gerektiğine dikkat çekildi. Hibrit tehditlerle mücadele alanında Avrupa Komisyonu ile Dışişleri vew Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Mogherini tarafından 6 Nisan 2016 tarihinde kabul edilen tebliğ memnuniyetle karşılandı. Söz konusu tebliğ, hibrit tehditlerle mücadelede AB-NATO işbirliğini artırırken, AB’nin, Üye Devletlerinin ve ortaklarının hibrit tehditlere karşı dayanıklılığını güçlendirmeyi amaçlıyor. Konsey ve Avrupa Savunma Ajansı, tebliğde öngörülen eylemlerin, ilgili prosedürler ve konuya ilişkin yetkilendirmeler göz önünde bulundurularak tutarlı şekilde hayata geçirilmesi için gerekli incelemeleri yapmakla görevlendirilirken, Üye Devletler de bu alanda bir mükemmeliyet merkezi kurulması konusunda teşvik edildi. Yüksek Temsilci Mogherini’nin AB Hibrit Füzyon Birimi kurma fikri memnuniyetle karşılanırken, Ortak Savunma ve Güvenlik Politikası kapsamında bu alanda yapılabilecek katkılara dikkat çekildi ve NATO ile diyalog, işbirliği ve koordinasyonun artırılması üzerinde duruldu. AB Savunma Bakanları ayrıca Komisyonu ve Yüksek Temsilci’yi bu alandaki ilerlemeyi değerlendiren bir rapor hazırlayarak Temmuz 2017’ye kadar Konseye sunmakla görevlendirdi.

 

Çernobil Faciasının 30’uncu Yıldönümünde AB Nükleer Güvenliğe Daha Fazla Kaynak Ayırıyor

Çernobil faciasının 30’uncu yıldönümü olan 26 Nisan 2016 tarihinde Avrupa Komisyonunun Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Mogherini, Komisyon Başkan Yardımcısı Maros Sefcovic, Komisyonun Komşuluk Politikası ve Katılım Müzakerelerinden Sorumlu Üyesi Hahn ve Uluslararası İşbirliği ve Kalkınmadan Sorumlu Üyesi Mimica ortak bir bildiri yayımladı. Bildiride facianın nasıl büyük bir yıkıma ve felakete sebep olduğu hatırlatılırken, facianın neden olduğu uzun vadeli sağlık ve çevre sorunlarının bugün halen pek çok ülkede izlerinin görüldüğü belirtiliyor. Felaketin insani boyutlarının hafızalarımıza kazındığı ifade edilirken facia sonrasında nükleer güvenliğin sağlanması için en fazla destek verenlerin başında AB’nin geldiği belirtiliyor. AB bugüne kadar Çernobil projeleri için yaklaşık 730 milyon avro harcadı. Çernobil Nükleer Santrali’nin sökülmesi ve bölgenin güvenli hale getirilmesi için Avrupa Yeniden Yapılandırma ve Kalkınma Bankası tarafından yönetilen uluslararası fona en fazla katkıyı yine AB sağlıyor.

 

RAPEX’e Türk Menşeli 38 Tehlikeli Ürün Bildirimi Yapıldı

AB’nin erken uyarı sistemi RAPEX 2015 Raporu’na göre, AB pazarında en fazla bildirim yapılan ürün kategorileri arasında yüzde 27 ile oyuncaklar ve yüzde 17 ile giysi, tekstil ve moda ürünleri ilk sırada geliyor. Ürün bildirimlerinde kimyasal nedenli bildirimler yüzde 25 olurken, satın alınan üründen dolayı yaralanma bildirimleri yüzde 22 olarak açıklanıyor.

2015 yılında 1262 ürün (yüzde 62) ile Çin menşeli ürünler en fazla bildirim yapılan ürünler arasında ilk sırada yer alıyor. Bildirimde bulunulan Türkiye menşeli ürünlerin sayısı ise 54. AB üye ülkeleri menşeli ürünler AB pazarında yüzde 15’i temsil ederken, yüzde 13 AB-dışı ülkeler ve yüzde 10'un ise bilinmeyen ülke orijinli olduğu tespiti yapılıyor. Pazarda tehlikeli ürünler kategorisinde Türkiye menşeli ürün adeti 2015 yılında 38 olurken, Çin menşeli ürün adeti 476 olarak açıklanıyor. AB üye ülkelerinden ise 368 tehlikeli ürün bildiriminin Almanya menşeli olduğu belirtiliyor.

 

Sırbistan Seçimlerini AB Yanlısı SNS Kazandı

Sırbistan’da 24 Nisan 2016 tarihinde gerçekleştirilen erken genel seçimleri, Başbakan Aleksandar Vucic liderliğindeki Sırp İlerici Partisi (SNS) kazandı. Katılım oranının yüzde 56 olarak kaydedildiği seçimlerde, resmi olmayan sonuçlara göre, SNS oyların yüzde 48,6’sını alırken, Dışişleri Bakanı Ivica Dacic liderliğindeki Sırp Sosyalist Partisi ve Birleşik Sırbistan (SPS-JS) grubu yüzde 11,2’lik oy oranı ile ikinci sırada yer aldı. Uluslararası Eski Yugoslavya Ceza Mahkemesi’nin geçtiğimiz ay hakkında beraat kararı verdiği Vojislav Šešelj liderliğindeki Sırp Radikal Partisi (SRS) ise yüzde 8’lik oy oranı ile en yüksek oyu alan üçüncü parti oldu.

Seçimler, AB üyelik müzakerelerinde ilk fasılları Aralık 2015’te açan Sırbistan için AB ile bütünleşme bakımından bir test olarak değerlendiriliyordu. Müzakere sürecini 2019 yılına kadar tamamlamayı amaçlayan Başbakan Vucic, AB yolunda gerekli reformları hayata geçirmek için halkın onayını almak üzere görev süresinin dolmasından iki yıl önce erken seçime gitme kararı almıştı. Seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından yaptığı konuşmada, Sırbistan halkının seçimini daha iyi ve Avrupalı bir gelecekten yana kullandığını belirten Vucic, halkın iradesini yerine getirmede kararlı olduğu mesajını verdi.

 

AB’den Entegre Arktik Politikası

Avrupa Komisyonu ve AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, 27 Nisan 2016 tarihinde, AB Entegre Arktik Politikası’nın ana hatlarını ortaya koyan tebliği açıkladı. İklim değişikliği, çevrenin korunması, sürdürülebilir büyüme ve uluslararası işbirliği konularına odaklanan Arktik Politikası, Yüksek Temsilci ve Komisyonun Çevre, Denizcilik ve Balıkçılıktan Sorumlu Komisyon Üyesi Karmenu Vella tarafından kamuoyuna tanıtıldı.

Tebliğ, iklim değişikliğiyle mücadele ve çevrenin korunması, sosyal boyuta sahip sürdürülebilir ekonomik kalkınma ve uluslararası işbirliğinin geliştirilmesi olmak üzere üç sütundan ve 39 eylemden oluşuyor. Tebliğde, Arktik bölgesinin güvenli, sürdürülebilir ve müreffeh olmasının yalnızca bölge için değil, AB ve dünya için de önem taşıdığı belirtilerek, AB’nin Arktik bölgesinde kilit bir rol üstlenmesinin stratejik çıkarlarına uygun olduğu vurgulanıyor.

AB Arktik Politikası tebliğinin lansman toplantısında konuşan Yüksek Temsilci Mogherini, üç kıtanın kesişim noktasında yer alan ve ABD, Kanada ve Rusya gibi önemli aktörler ile, AB üyesi olan ve olmayan ülkelerin yer aldığı Arktik bölgesinin AB dış ve güvenlik politikası açısından da hayati öneme sahip olduğunu vurguladı.

Komisyon ve Yüksek Temsilci, 2014 yılında, Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyi tarafından Arktik konularında entegre bir politika geliştirmekle görevlendirilmişti. AB Arktik Politikası ile ilgili kapsamlı bilgiye buradan ulaşılabilir.

 

Avrupa Komisyonu Yerinden Edilmiş Kişilere Yönelik Yeni Vizyonunu Açıkladı

Avrupa Komisyonu, 26 Nisan 2016 tarihinde, dış hizmet birimlerinin mültecilere ve yerinden edilmiş kişilere daha etkin bir destek sağlayabilmesine yönelik yeni stratejik vizyonunu kamuoyu ile paylaştı. Yeni strateji, kriz ve çatışmalardan etkilenen kişilerin, ikamet ettikleri ülkelerde dış yardımlara bağımlılığı sınırlandıracak ve kendi başlarına hayatlarını idame edebilmelerine fırsat sağlamaya yönelik bir yaklaşım içeriyor. Güncel rakamlara göre, dünya üzerinde yerinden edilmiş 60 milyon kişi dikkat çekiyor.

Üzerinde anlaşmaya varılan bu yeni vizyon ve bildiri, 23-24 Mayıs 2016 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenmesi öngörülen Dünya İnsani Yardım Zirvesi’ne AB’nin yapacağı en net katkı olarak değerlendiriliyor. Avrupa Komisyonunun İnsani Yardım ve Kriz Yönetiminden Sorumlu Üyesi Christos Stylianide konuya ilişkin olarak, uzun süreli krizlerin, yeni bir gerçeklik olduğu ama eski yöntemlerle yönetilmekte olduğunu ifade etti ve acil yardımların yanı sıra uzun vadeli yaklaşımlarla gelecek umuduna ihtiyaç olduğunu belirtti. 

E-Bülten Kayıt

İKV KURUCU VE MÜTTEVELLİ KURUMLARI

© 2017 İKV Bütün Hakları Saklıdır.
Designed By: OrBiT